← Sure 7

7:134

وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ ٱلرِّجْزُ قَالُوا۟ يَـٰمُوسَى ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ ۖ لَئِن كَشَفْتَ عَنَّا ٱلرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

Kelime kelime

وَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
وَقَعَ
çökünce
Fiil
Kök: وقع
Dilbilgisi (i'rab)
وَقَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِمُ
üzerlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلرِّجْزُ
azab
İsim
Kök: رجز
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّجْزُİsimeril، merfû (nominatif)
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَٰمُوسَى
Ey Musa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
مُوسَىİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
ٱدْعُ
du'a et
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱدْعُFiilemir، 2. tekil eril
لَنَا
bizim için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
رَبَّكَ
Rabbine
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
بِمَا
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
عَهِدَ
verdiği söz
Fiil
Kök: عهد
Dilbilgisi (i'rab)
عَهِدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عِندَكَ
sana
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَئِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
ئِنEdatşart
كَشَفْتَ
kaldırırsan
Fiil
Kök: كشف
Dilbilgisi (i'rab)
كَشَفْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
عَنَّا
bizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنَّEdatharf-i cer (edat)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلرِّجْزَ
azabı
İsim
Kök: رجز
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّجْزَİsimeril، mansûb (akuzatif)
لَنُؤْمِنَنَّ
muhakkak inanacağız
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
نُؤْمِنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
لَكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كَİsimzamir، 2. tekil eril
وَلَنُرْسِلَنَّ
ve mutlaka göndereceğiz
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
نُرْسِلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
مَعَكَ
seninle beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
بَنِىٓ
oğullarını
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
بَنِىٓİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِسْرَٰٓءِيلَİsimözel isim، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Azab başlarına çökünce, "Ey Musa! Rabbine, sana verdiği ahde göre bizim için yalvar. Bizden azabı kaldırırsan sana, and olsun ki, inanacağız ve İsrailoğullarını seninle beraber göndereceğiz"dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ne zaman ki, azap üzerlerine çöktü, dediler ki, "Ey Musa! Bizim için Rabbine dua et, sana olan ahdi hürmetine eğer bizden bu azabı kaldırır uzaklaştırırsan, yemin olsun ki, sana kesinlikle iman edeceğiz. Ve İsrailoğullarını seninle birlikte göndereceğiz."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Tepelerine her bela indiğinde, “Ey Musa! Sana verdiği söz gereği bizim için Rabbine dua et! Bizden o azabı kaldırırsan, elbette sana inanacak ve elbette İsrailoğulları'nı seninle göndereceğiz.” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Every time the penalty fell on them, they said: "O Moses! on your behalf call on thy Lord in virtue of his promise to thee: If thou wilt remove the penalty from us, we shall truly believe in thee, and we shall send away the Children of Israel with thee."

A. Yusuf Alipublic-domain

They would say, whenever a plague struck them, ‘Moses, pray to your Lord for us by virtue of the promise He has made to you: if you relieve us of the plague, we will believe you and let the Children of Israel go with you,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when the terror fell on them they cried: O Moses! Pray for us unto thy Lord, because He hath a covenant with thee. If thou removest the terror from us we verily will trust thee and will let the Children of Israel go with thee.

M. Pickthallpublic-domain

And when the punishment descended upon them, they said, "O Moses, invoke for us your Lord by what He has promised you. If you [can] remove the punishment from us, we will surely believe you, and we will send with you the Children of Israel."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولما نزل العذاب على فرعون وقومه فزعوا إلى موسى وقالوا: يا موسى ادع لنا ربك بما أوحى به إليك مِن رَفْع العذاب بالتوبة، لئن رفعت عنا العذاب الذي نحن فيه لنصدِّقنَّ بما جئت به، ونتبع ما دعوت إليه، ولنطلقنَّ معك بني إسرائيل، فلا نمنعهم من أن يذهبوا حيث شاؤوا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?