← Sure 7

7:32

قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَـٰتِ مِنَ ٱلرِّزْقِ ۚ قُلْ هِىَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَـٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

Kelime kelime

قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
مَنْ
kim
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنْİsimsoru
حَرَّمَ
haram etti
Fiil
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
حَرَّمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
زِينَةَ
süsü
İsim
Kök: زين
Dilbilgisi (i'rab)
زِينَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
ٱلَّتِىٓ
çıkardığı
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّتِىٓİsimism-i mevsûl، dişil tekil
أَخْرَجَ
çıkardı
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْرَجَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِعِبَادِهِۦ
kulları için
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عِبَادِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱلطَّيِّبَٰتِ
ve güzel
İsim
Kök: طيب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
طَّيِّبَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
مِنَ
rızıkları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلرِّزْقِ
rızkı
İsim
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّزْقِİsimeril، mecrûr (genitif)
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
هِىَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هِىَİsimzamir، 3. tekil dişil
لِلَّذِينَ
kimselerindir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(larındır)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
hayatında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْحَيَوٰةِ
hayatının
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
خَالِصَةً
yalnız onlarındır
İsim
Kök: خلص
Dilbilgisi (i'rab)
خَالِصَةًİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يَوْمَ
günü de
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِيَٰمَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
كَذَٰلِكَ
işte böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
نُفَصِّلُ
biz açıklıyoruz
Fiil
Kök: فصل
Dilbilgisi (i'rab)
نُفَصِّلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلْءَايَٰتِ
ayetleri
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
لِقَوْمٍ
bir topluluk için
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
يَعْلَمُونَ
bilen
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

"Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" "Bunlar, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet gününde de yalnız onlar içindir" de. Bilen kimseler için ayetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı zinetleri ve tertemiz rızıkları kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, bu dünya hayatında inananlar içindir, kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur". İşte böylece biz âyetleri bilen bir topluluğa uzun uzun açıklıyoruz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

De ki: “Allah’ın kulları için çıkarttığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmış ki!” De ki: “Onlar, kıyamet günü sadece kendilerine özel olmanın yanında dünya hayatında da (sadece inançsızların değil), müminlerindir de." Bilen bir topluluk için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Say: Who hath forbidden the beautiful (gifts) of Allah, which He hath produced for His servants, and the things, clean and pure, (which He hath provided) for sustenance? Say: They are, in the life of this world, for those who believe, (and) purely for them on the Day of Judgment. Thus do We explain the signs in detail for those who understand.

A. Yusuf Alipublic-domain

Say [Prophet], ‘Who has forbidden the adornment and the nourishment God has provided for His servants?’ Say, ‘They are [allowed] for those who believe during the life of this world: they will be theirs alone on the Day of Resurrection.’ This is how We make Our revelation clear for those who understand.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Say: Who hath forbidden the adornment of Allah which He hath brought forth for His bondmen, and the good things of His providing? Say: Such, on the Day of Resurrection, will be only for those who believed during the life of the world. Thus do we detail Our revelations for people who have knowledge.

M. Pickthallpublic-domain

Say, "Who has forbidden the adornment of [i.e., from] Allāh which He has produced for His servants and the good [lawful] things of provision?" Say, "They are for those who believed during the life of this world, exclusively [for them] on the Day of Resurrection." Thus do We detail the verses for a people who know.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قل -أيها الرسول- لهؤلاء الجهلة من المشركين: مَن الذي حرم عليكم اللباس الحسن الذي جعله الله تعالى زينة لكم؟ ومَن الذي حرَّم عليكم التمتع بالحلال الطيب من رزق الله تعالى؟ قل -أيها الرسول- لهؤلاء المشركين: إنَّ ما أحله الله من الملابس والطيبات من المطاعم والمشارب حق للذين آمنوا في الحياة الدنيا يشاركهم فيها غيرهم، خالصة لهم يوم القيامة. مثل ذلك التفصيل يفصِّل الله الآيات لقوم يعلمون ما يبيِّن لهم، ويفقهون ما يميز لهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?