← Sure 7

7:75

قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِمَنْ ءَامَنَ مِنْهُمْ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ صَـٰلِحًا مُّرْسَلٌ مِّن رَّبِّهِۦ ۚ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلَ بِهِۦ مُؤْمِنُونَ

Kelime kelime

قَالَ
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
İsim
Kök: ملأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَلَأُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلَّذِينَ
onlar ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ٱسْتَكْبَرُوا۟
büyüklük taslıyorlar
Fiil
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَكْبَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
kavminden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَوْمِهِۦ
kavminin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لِلَّذِينَ
kimseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ٱسْتُضْعِفُوا۟
zayıf görülen
Fiil
Kök: ضعف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتُضْعِفُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِمَنْ
kimselere (karşı)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنْİsimism-i mevsûl
ءَامَنَ
inanan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنْهُمْ
içlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَتَعْلَمُونَ
siz biliyor musunuz?
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
تَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنَّ
gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
صَٰلِحًا
Salih'in
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰلِحًاİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
مُّرْسَلٌ
gönderildiğini
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
مُّرْسَلٌİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
tarafından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّهِۦ
Rabbi
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَالُوٓا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّا
doğrusu biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِمَآ
gönderilene
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
أُرْسِلَ
elçi gönderilmiş
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
أُرْسِلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِهِۦ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
مُؤْمِنُونَ
inananlarız
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُؤْمِنُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere, "Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?" dediler, onlar da, "Doğrusu biz onunla gönderilene inanıyoruz" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, içlerinden zayıf görünen müminlere: "Siz, dediler, Sâlih'in, gerçekten Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" (Onlar da): "(Evet), doğrusu biz onunla gönderilene inananlarız!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kavminden kibirli yöneticiler zayıf düşürülmüşlere yani içlerinden iman edenlere “Siz Salih’in Rabbinden gönderilen bir (elçi) olduğunu (gerçekten) biliyor (buna inanıyor) musunuz?” diye sormuşlar, onlar da “Şüphesiz ki biz onunla gönderilen her şeye inanıyoruz.” cevabını vermişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The leaders of the arrogant party among his people said to those who were reckoned powerless - those among them who believed: "know ye indeed that Salih is a messenger from his Lord?" They said: "We do indeed believe in the revelation which hath been sent through him."

A. Yusuf Alipublic-domain

but the arrogant leaders among his people said to the believers they thought to be of no account, ‘Do you honestly think that Salih is a messenger from his Lord?’ They said, ‘Yes. We believe in the message sent through him,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The chieftains of his people, who were scornful, said unto those whom they despised, unto such of them as believed: Know ye that Salih is one sent from his Lord? They said: Lo! In that wherewith he hath been sent we are believers.

M. Pickthallpublic-domain

Said the eminent ones who were arrogant among his people to those who were oppressed - to those who believed among them, "Do you [actually] know that Ṣāliḥ is sent from his Lord?" They said, "Indeed we, in that with which he was sent, are believers."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال السادة والكبراء من الذين استعلَوا -من قوم صالح- للمؤمنين الذين استضعفوهم، واستهانوا بهم: أتعلمون حقيقة أن صالحًا قد أرسله الله إلينا؟ قال الذين آمنوا: إنا مصدقون بما أرسله الله به، متَّبعون لشرعه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?