← Sure 72

72:9

وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَـٰعِدَ لِلسَّمْعِ ۖ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْـَٔانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا

Kelime kelime

وَأَنَّا
ve elbette biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كُنَّا
idik
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
نَقْعُدُ
oturur
Fiil
Kök: قعد
Dilbilgisi (i'rab)
نَقْعُدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
مِنْهَا
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مَقَٰعِدَ
oturma yerlerinde
İsim
Kök: قعد
Dilbilgisi (i'rab)
مَقَٰعِدَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
لِلسَّمْعِ
dinlemeğe mahsus
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمْعِİsimeril، mecrûr (genitif)
فَمَن
artık kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
يَسْتَمِعِ
dinlemek istese
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَمِعِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْءَانَ
şimdi
İsim
Kök: أون
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَانَİsimzaman zarfı، mansûb (akuzatif)
يَجِدْ
bulur
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
يَجِدْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَهُۥ
kendisini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
شِهَابًا
bir ışın
İsim
Kök: شهب
Dilbilgisi (i'rab)
شِهَابًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
رَّصَدًا
gözetleyen
İsim
Kök: رصد
Dilbilgisi (i'rab)
رَّصَدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

"Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş (ışın) buluyor."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Oysa) biz (haber) dinlemek için göğün (çeşitli) yerlerinde oturuyorduk; (fakat) şimdi kim (haber) dinlemek isterse, kendisini takip eden bir alev huzmesi bulu(yo)r.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

'We used, indeed, to sit there in (hidden) stations, to (steal) a hearing; but any who listen now will find a flaming fire watching him in ambush.

A. Yusuf Alipublic-domain

we used to sit in places there, listening, but anyone trying to listen now will find a shooting star lying in wait for him––

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And we used to sit on places (high) therein to listen. But he who listeneth now findeth a flame in wait for him;

M. Pickthallpublic-domain

And we used to sit therein in positions for hearing, but whoever listens now will find a burning flame lying in wait for him.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأنا كنا قبل ذلك نتخذ من السماء مواضع؛ لنستمع إلى أخبارها، فمن يحاول الآن استراق السمع يجد له شهابًا بالمرصاد، يُحرقه ويهلكه. وفي هاتين الآيتين إبطال مزاعم السحرة والمشعوذين، الذين يدَّعون علم الغيب، ويغررون بضعفة العقول؛ بكذبهم وافترائهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution