← Sure 9

9:107

وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مَسْجِدًا ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْرِيقًۢا بَيْنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَإِرْصَادًا لِّمَنْ حَارَبَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ مِن قَبْلُ ۚ وَلَيَحْلِفُنَّ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّا ٱلْحُسْنَىٰ ۖ وَٱللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَـٰذِبُونَ

Kelime kelime

وَٱلَّذِينَ
edinenler var
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ٱتَّخَذُوا۟
edindikleri
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّخَذُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَسْجِدًا
bir mescid
İsim
Kök: سجد
Dilbilgisi (i'rab)
مَسْجِدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ضِرَارًا
zarar vermek (için)
İsim
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
ضِرَارًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَكُفْرًا
ve nankörlük etmek (için)
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كُفْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَتَفْرِيقًۢا
ve ayrılık sokmak (için)
İsim
Kök: فرق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَفْرِيقًۢاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بَيْنَ
arasını
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ٱلْمُؤْمِنِينَ
mü'minlerin
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
وَإِرْصَادًا
ve gözetlemek (için)
İsim
Kök: رصد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِرْصَادًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لِّمَنْ
kimseyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنْİsimism-i mevsûl
حَارَبَ
savaşan
Fiil
Kök: حرب
Dilbilgisi (i'rab)
حَارَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهَ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisiyle
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَسُولَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِن
önceden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
وَلَيَحْلِفُنَّ
ve yemin edecekler
Fiil
Kök: حلف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
يَحْلِفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
نَّEdattekit، son ek
إِنْ
biz istemedik
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatolumsuzluk
أَرَدْنَآ
biz istediğimiz
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَدْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَّا
başkasını
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱلْحُسْنَىٰ
iyilik(ten)
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حُسْنَىٰİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
وَٱللَّهُ
oysa Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
يَشْهَدُ
şahidtir
Fiil
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
يَشْهَدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
إِنَّهُمْ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَكَٰذِبُونَ
yalan söylediklerine
İsim
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
كَٰذِبُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup: "Biz sadece iyilik yapmak istedik" diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bir de müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek ve müslümanların arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulü'ne karşı savaş açmış olanı beklemek için mescid yapanlar var. "İyilikten başka bir maksadımız yoktu." diye yemin de edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah şahittir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Münafıklar arasında) bir de zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah’a ve Elçisi'ne karşı savaşmış olan kişiyi beklemek için bir mescit edinenler ve “Biz güzellikten başka bir şey istemedik.” diye mutlaka yemin edecek olanlar vardır. Allah elbette onların yalancı olduklarına şahittir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And there are those who put up a mosque by way of mischief and infidelity - to disunite the Believers - and in preparation for one who warred against Allah and His Messenger aforetime. They will indeed swear that their intention is nothing but good; But Allah doth declare that they are certainly liars.

A. Yusuf Alipublic-domain

Then there are those who built a mosque––in an attempt to cause harm, disbelief, and disunity among the believers––as an outpost for those who fought God and His Messenger before: they swear, ‘Our intentions were nothing but good,’ but God bears witness that they are liars.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And as for those who chose a place of worship out of opposition and disbelief, and in order to cause dissent among the believers, and as an outpost for those who warred against Allah and His messenger aforetime, they will surely swear: We purposed naught save good. Allah beareth witness that they verily are liars.

M. Pickthallpublic-domain

And [there are] those [hypocrites] who took for themselves a mosque for causing harm and disbelief and division among the believers and as a station for whoever had warred against Allāh and His Messenger before. And they will surely swear, "We intended only the best." And Allāh testifies that indeed they are liars.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

والمنافقون الذين بنوا مسجدًا؛ مضارة للمؤمنين وكفرًا بالله وتفريقًا بين المؤمنين، ليصلي فيه بعضهم ويترك مسجد (قباء) الذي يصلي فيه المسلمون، فيختلف المسلمون ويتفرقوا بسبب ذلك، وانتظارا لمن حارب الله ورسوله من قبل -وهو أبو عامر الراهب الفاسق- ليكون مكانًا للكيد للمسلمين، وليحلفنَّ هؤلاء المنافقون أنهم ما أرادوا ببنائه إلا الخير والرفق بالمسلمين والتوسعة على الضعفاء العاجزين عن السير إلى مسجد (قباء)، والله يشهد إنهم لكاذبون فيما يحلفون عليه. وقد هُدِم المسجد وأُحرِق.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?