← Sure 9

9:94

يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ ۚ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ ۚ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَـٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Kelime kelime

يَعْتَذِرُونَ
özür dilerler
Fiil
Kök: عذر
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْتَذِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَيْكُمْ
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
رَجَعْتُمْ
geri dönüp geldiğiniz
Fiil
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
رَجَعْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَيْهِمْ
onların yanına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قُل
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلFiilemir، 2. tekil eril
لَّا
hiç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatnehiy (yasaklama)
تَعْتَذِرُوا۟
özür dilemeyin
Fiil
Kök: عذر
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْتَذِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَن
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَنEdatolumsuzluk
نُّؤْمِنَ
inanmayız
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
نُّؤْمِنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
قَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
نَبَّأَنَا
bize bildirdi
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَبَّأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مِنْ
sizin haberlerinizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَخْبَارِكُمْ
haberlerini
İsim
Kök: خبر
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْبَارِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَسَيَرَى
ve görecektir
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يَرَىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَمَلَكُمْ
yaptığınızı
İsim
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
عَمَلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَرَسُولُهُۥ
ve Elçisi de
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَسُولُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
تُرَدُّونَ
döndürüleceksiniz
Fiil
Kök: ردد
Dilbilgisi (i'rab)
تُرَدُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَىٰ
bilene
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
عَٰلِمِ
bilen
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَٰلِمِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
ٱلْغَيْبِ
görülmeyeni
İsim
Kök: غيب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَيْبِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱلشَّهَٰدَةِ
ve görüleni
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّهَٰدَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَيُنَبِّئُكُم
O size haber verecek
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
يُنَبِّئُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِمَا
ne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كُنتُمْ
varsa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: "özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah'a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Savaştan dönüp yanlarına geldiğinizde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi". Bundan sonra da Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir. Daha sonra da gizliyi ve âşikârı bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O vakit O, size neler yapmış olduğunuzu tek tek haber verecektir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Seferden) kendilerine döndüğünüz zaman sizden özür dileyecekler. De ki: “(Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız; Allah elbette haberlerinizden bir kısmını bize bildirmiştir. (Bundan sonraki) iş(ler)inizi (yaptıklarınızı da) Allah ve Elçisi görecektir. Sonra da görünmeyeni de görüneni de bilen (Allah)’a döndürüleceksiniz ve yaptıklarınızı size bildirecektir.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They will present their excuses to you when ye return to them. Say thou: "Present no excuses: we shall not believe you: Allah hath already informed us of the true state of matters concerning you: It is your actions that Allah and His Messenger will observe: in the end will ye be brought back to Him Who knoweth what is hidden and what is open: then will He show you the truth of all that ye did."

A. Yusuf Alipublic-domain

When you return from the expedition they will carry on coming to you [believers] with excuses. Say, ‘Do not make excuses. We do not believe you: God has told us about you. God and His Messenger will watch your actions now, and in the end you will be returned to the One who knows the seen and the unseen. He will confront you with what you have done.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They will make excuse to you (Muslims) when ye return unto them. Say: Make no excuse, for we shall not believe you. Allah hath told us tidings of you. Allah and His messenger will see your conduct, and then ye will be brought back unto Him Who knoweth the Invisible as well as the Visible, and He will tell you what ye used to do.

M. Pickthallpublic-domain

They will make excuses to you when you have returned to them. Say, "Make no excuse - never will we believe you. Allāh has already informed us of your news [i.e., affair]. And Allāh will observe your deeds, and [so will] His Messenger; then you will be taken back to the Knower of the unseen and the witnessed, and He will inform you of what you used to do."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يعتذر إليكم -أيها المؤمنون- هؤلاء المتخلفون عن جهاد المشركين بالأكاذيب عندما تعودون مِن جهادكم من غزوة (تبوك)، قل لهم -أيها الرسول-: لا تعتذروا لن نصدقكم فيما تقولون، قد نبأنا الله من أمركم ما حقق لدينا كذبكم، وسيرى الله عملكم ورسوله، إن كنتم تتوبون من نفاقكم، أو تقيمون عليه، وسيُظهر للناس أعمالكم في الدنيا، ثم ترجعون بعد مماتكم إلى الذي لا تخفى عليه بواطن أموركم وظواهرها، فيخبركم بأعمالكم كلها، ويجازيكم عليها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?