61.الصف
الصفمدنية · 14 آية
- 1
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۖ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
61:1
Whatever is in the heavens and on earth, let it declare the Praises and Glory of Allah: for He is the Exalted in Might, the Wise.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O, güçlüdür, Hakim'dir.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi Allah'ı tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Everything in the heavens and earth glorifies God––He is the Almighty, the Wise.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder (yüceltir). O güçlüdür, doğru hüküm verendir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
All that is in the heavens and all that is in the earth glorifieth Allah, and He is the Mighty, the Wise.
M. Pickthall · EN · public-domain
Whatever is in the heavens and whatever is on the earth exalts Allāh, and He is the Exalted in Might, the Wise.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
نزَّه الله عن كل ما لا يليق به كلُّ ما في السموات وما في الأرض، وهو العزيز الذي لا يغالَب، الحكيم في أقواله وأفعاله.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 2
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ
61:2
O ye who believe! Why say ye that which ye do not?
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey inananlar! Yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz?
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
You who believe, why do you say things and then do not do them?
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
O ye who believe! Why say ye that which ye do not?
M. Pickthall · EN · public-domain
O you who have believed, why do you say what you do not do?
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، لِمَ تَعِدون وعدًا، أو تقولون قولا ولا تفون به؟! وهذا إنكار على مَن يخالف فعلُه قولَه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 3
كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ أَن تَقُولُوا۟ مَا لَا تَفْعَلُونَ
61:3
Grievously odious is it in the sight of Allah that ye say that which ye do not.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Yapmayacağınızı söylemeniz, Allah yanında şiddetli bir buğza sebeb olur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
It is most hateful to God that you say things and then do not do them;
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir öfkeyle karşılanır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
It is most hateful in the sight of Allah that ye say that which ye do not.
M. Pickthall · EN · public-domain
Greatly hateful in the sight of Allāh is that you say what you do not do.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
عَظُم بغضًا عند الله أن تقولوا بألسنتكم ما لا تفعلونه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 4
إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلَّذِينَ يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِهِۦ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنْيَـٰنٌ مَّرْصُوصٌ
61:4
Truly Allah loves those who fight in His Cause in battle array, as if they were a solid cemented structure.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Doğrusu Allah, kendi uğrunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, saf halinde çarpışanları sever.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
God truly loves those who fight in solid lines for His cause, like a well-compacted wall.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki Allah kendi yolunda kenetlenmiş bir bina gibi sıra halinde savaşanları sever.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! Allah loveth them who battle for His cause in ranks, as if they were a solid structure.
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, Allāh loves those who fight in His cause in a row as though they are a [single] structure joined firmly.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن الله يحب الذين يقاتلون في سبيله صفًا كأنهم بنيان متراص محكم لا ينفذ منه العدو. وفي الآية بيان فضل الجهاد والمجاهدين؛ لمحبة الله سبحانه لعباده المؤمنين إذا صفُّوا مواجهين لأعداء الله، يقاتلونهم في سبيله.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 5
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَـٰقَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِى وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ ۖ فَلَمَّا زَاغُوٓا۟ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ ۚ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَـٰسِقِينَ
61:5
And remember, Moses said to his people: "O my people! why do ye vex and insult me, though ye know that I am the messenger of Allah (sent) to you?" Then when they went wrong, Allah let their hearts go wrong. For Allah guides not those who are rebellious transgressors.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Musa milletine: "Ey milletim! Beni niçin incitirsiniz? Oysa, benim size gönderilmiş Allah'ın bir peygamberi olduğumu biliyorsunuz" demişti. Ama onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalblerini saptırmıştı. Allah, yoldan çıkan milleti doğru yola eriştirmez.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Bir zaman Musa, kavmine: "Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?" demişti. Onlar eğrilince, Allah da kalblerini eğriltti. Allah fasıkları doğru yola iletmez.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Moses said to his people, ‘My people, why do you hurt me when you know that I am sent to you by God?’ When they went astray, God left their hearts to stray: God does not guide rebellious people.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Hani Musa, kavmine “Ey kavmim! Benim, Allah’ın size (gönderdiği) elçisi olduğumu bildiğiniz hâlde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar (gerçeklerden sapıp) kayınca, Allah da kalplerini kaydırmıştı. Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And (remember) when Moses said unto his people: O my people! Why persecute ye me, when ye well know that I am Allah's messenger unto you? So when they went astray Allah sent their hearts astray. And Allah guideth not the evil-living folk.
M. Pickthall · EN · public-domain
And [mention, O Muḥammad], when Moses said to his people, "O my people, why do you harm me while you certainly know that I am the messenger of Allāh to you?" And when they deviated, Allāh caused their hearts to deviate. And Allāh does not guide the defiantly disobedient people.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
واذكر لقومك -أيها الرسول- حين قال نبي الله موسى عليه السلام لقومه: لِمَ تؤذونني بالقول والفعل، وأنتم تعلمون أني رسول الله إليكم؟ فلما عدلوا عن الحق مع علمهم به، وأصرُّوا على ذلك، صرف الله قلوبهم عن قَبول الهداية؛ عقوبة لهم على زيغهم الذي اختاروه لأنفسهم. والله لا يهدي القوم الخارجين عن الطاعة ومنهاج الحق.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 6
وَإِذْ قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ يَـٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَمُبَشِّرًۢا بِرَسُولٍ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِى ٱسْمُهُۥٓ أَحْمَدُ ۖ فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ قَالُوا۟ هَـٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ
61:6
And remember, Jesus, the son of Mary, said: "O Children of Israel! I am the messenger of Allah (sent) to you, confirming the Law (which came) before me, and giving Glad Tidings of a Messenger to come after me, whose name shall be Ahmad." But when he came to them with Clear Signs, they said, "this is evident sorcery!"
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Meryem oğlu İsa: "Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat'ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah'ın size gönderilmiş bir peygamberiyim" demişti. Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman: "Bu, apaçık bir sihirdir" demişlerdi.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları! ben size Allah'ın elçisiyim. benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim)." demişti. Fakat onlara apaçık delillerle gelince "Bu, apaçık bir büyüdür." dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Jesus, son of Mary, said, ‘Children of Israel, I am sent to you by God, confirming the Torah that came before me and bringing good news of a messenger to follow me whose name will be Ahmad.’ Yet when he came to them with clear signs, they said, ‘This is obviously sorcery.’
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Hani Meryem oğlu İsa “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ki ben size önümdeki Tevrat’ı(n aslını) doğrulayıcı, adı Ahmet olup benden sonra gelecek elçiyi de müjdeleyici olarak Allah’ın (gönderdiği) elçiyim.” demişti. Ne zaman ki o, kendilerine apaçık deliller getirince “Bu(nlar) apaçık bir büyüdür!” demişlerdi.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And when Jesus son of Mary said: O Children of Israel! Lo! I am the messenger of Allah unto you, confirming that which was (revealed) before me in the Torah, and bringing good tidings of a messenger who cometh after me, whose name is the Praised One. Yet when he hath come unto them with clear proofs, they say: This is mere magic.
M. Pickthall · EN · public-domain
And [mention] when Jesus, the son of Mary, said, "O Children of Israel, indeed I am the messenger of Allāh to you confirming what came before me of the Torah and bringing good tidings of a messenger to come after me, whose name is Aḥmad." But when he came to them with clear evidences, they said, "This is obvious magic."
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
واذكر -أيها الرسول لقومك- حين قال عيسى ابن مريم لقومه: إني رسول الله إليكم، مصدِّقًا لما جاء قبلي من التوراة، وشاهدًا بصدق رسول يأتي من بعدي اسمه "أحمد"، وهو محمد صلى الله عليه وسلم، وداعيًا إلى التصديق به، فلما جاءهم محمد صلى الله عليه وسلم بالآيات الواضحات، قالوا: هـذا الذي جئتنا به سحر بيِّن.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 7
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَىٰٓ إِلَى ٱلْإِسْلَـٰمِ ۚ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ
61:7
Who doth greater wrong than one who invents falsehood against Allah, even as he is being invited to Islam? And Allah guides not those who do wrong.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Müslüman olmağa çağırılmışken gelmeyip Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Allah, zalim olan milleti doğru yola eriştirmez.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
İslâm'a davet olunduğu halde Allah üzerine yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim toplumu doğru yola iletmez.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Who could be more wrong than someone who invents lies against God when called to submit to Him? God does not guide the wrongdoers:
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
İslam’a çağrıldığı hâlde Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir ki! Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And who doeth greater wrong than he who inventeth a lie against Allah when he is summoned unto Al-Islam? And Allah guideth not wrongdoing folk.
M. Pickthall · EN · public-domain
And who is more unjust than one who invents about Allāh untruth while he is being invited to Islām. And Allāh does not guide the wrongdoing people.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
ولا أحد أشد ظلمًا وعدوانًا ممن اختلق على الله الكذب، وجعل له شركاء في عبادته، وهو يُدعى إلى الدخول في الإسلام وإخلاص العبادة لله وحده. والله لا يوفِّق الذين ظلموا أنفسهم بالكفر والشرك، إلى ما فيه فلاحهم.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 8
يُرِيدُونَ لِيُطْفِـُٔوا۟ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفْوَٰهِهِمْ وَٱللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَـٰفِرُونَ
61:8
Their intention is to extinguish Allah's Light (by blowing) with their mouths: But Allah will complete (the revelation of) His Light, even though the Unbelievers may detest (it).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek isterler. İnkarcılar ne kadar istemeseler de, Allah nurunu, dinini tamamlayacaktır.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoş görmese de Allah nurunu tamamlayacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
they wish to put His light out with their mouths. But He will perfect His light, even though the disbelievers hate it;
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Onlar Allah’ın nurunu (ışığını/Kur’an’ı) ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Kâfirler istemeseler de Allah nurunu (Kur’an’ı) tamamlayıcıdır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Fain would they put out the light of Allah with their mouths, but Allah will perfect His light however much the disbelievers are averse.
M. Pickthall · EN · public-domain
They want to extinguish the light of Allāh with their mouths, but Allāh will perfect His light, although the disbelievers dislike it.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
يريد هؤلاء الظالمون أن يبطلوا الحق الذي بُعِثَ به محمد صلى الله عليه وسلم- وهو القرآن- بأقوالهم الكاذبة، والله مظهر الحق بإتمام دينه ولو كره الجاحدون المكذِّبون.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 9
هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلْهُدَىٰ وَدِينِ ٱلْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُشْرِكُونَ
61:9
It is He Who has sent His Messenger with Guidance and the Religion of Truth, that he may proclaim it over all religion, even though the Pagans may detest (it).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ortak koşanlar istemese de, dinini bütün dinlerden üstün kılmak için, Peygamberini, doğruluk rehberi Kuran ve gerçek dinle gönderen O'dur.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
O, Resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, müşrikler istemese de onu, bütün dinlerin üstüne çıkarsın.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
it is He who sent His Messenger with guidance and the religion of truth to show that it is above all [other] religions, even though the idolaters hate it.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Müşrikler istemese de (dinini) bütün din(ler)e üstün kılmak için Elçisini bir rehber ve gerçek din ile gönderen O’dur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He it is Who hath sent His messenger with the guidance and the religion of truth, that He may make it conqueror of all religion however much idolaters may be averse.
M. Pickthall · EN · public-domain
It is He who sent His Messenger with guidance and the religion of truth to manifest it over all religion, although those who associate others with Allāh dislike it.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
الله هو الذي أرسل رسوله محمدًا بالقرآن ودين الإسلام؛ ليعليه على كل الأديان المخالفة له، ولو كره المشركون ذلك.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 10
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ تِجَـٰرَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
61:10
O ye who believe! Shall I lead you to a bargain that will save you from a grievous Penalty?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey inananlar! Sizi can yakıcı bir azabdan kurtaracak, kazançlı bir yolu size göstereyim mi?
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ey İman edenler! Sizi acı bir azabdan kurtaracak ticareti size göstereyim mi?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
You who believe, shall I show you a bargain that will save you from painful torment?
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Ey iman edenler! Sizi elem verici bir azaptan kurtaracak ticaret (yolunu) size göstereyim mi?
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
O ye who believe! Shall I show you a commerce that will save you from a painful doom?
M. Pickthall · EN · public-domain
O you who have believed, shall I guide you to a transaction that will save you from a painful punishment?
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، هل أُرشِدكم إلى تجارة عظيمة الشأن تنجيكم من عذاب موجع؟
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 11
تُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُجَـٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
61:11
That ye believe in Allah and His Messenger, and that ye strive (your utmost) in the Cause of Allah, with your property and your persons: That will be best for you, if ye but knew!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Allah'a ve Peygamberine inanırsınız; Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla cihat edersiniz; bilseniz, bu sizin için en iyi yoldur.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Allah'a ve Resulüne inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz sizin için en iyisi budur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Have faith in God and His Messenger and struggle for His cause with your possessions and your persons––that is better for you, if only you knew-
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Allah’a ve Elçisine inanıp güvenirsiniz; mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz (fedakârlık yaparsınız). Bilirseniz bu, sizin için hayırlı olandır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Ye should believe in Allah and His messenger, and should strive for the cause of Allah with your wealth and your lives. That is better for you, if ye did but know.
M. Pickthall · EN · public-domain
[It is that] you believe in Allāh and His Messenger and strive in the cause of Allāh with your wealth and your lives. That is best for you, if you only knew.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
تداومون على إيمانكم بالله ورسوله، وتجاهدون في سبيل الله؛ لنصرة دينه بما تملكون من الأموال والأنفس، ذلك خير لكم من تجارة الدنيا، إن كنتم تعلمون مضارَّ الأشياء ومنافعها، فامتثلوا ذلك.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 12
يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ وَمَسَـٰكِنَ طَيِّبَةً فِى جَنَّـٰتِ عَدْنٍ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
61:12
He will forgive you your sins, and admit you to Gardens beneath which Rivers flow, and to beautiful mansions in Gardens of Eternity: that is indeed the Supreme Achievement.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Böyle yaparsanız, Allah günahlarınızı size bağışlar, sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. Büyük kurtuluş budur.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
(Eğer böyle yaparsanız Allah) sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
and He will forgive your sins, admit you into Gardens graced with flowing streams, into pleasant dwellings in the Gardens of Eternity. That is the supreme triumph.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
O, günahlarınızı bağışlar; sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere, durmaya değer cennetlerdeki güzel meskenlere yerleştirir. İşte bu, büyük kurtuluştur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He will forgive you your sins and bring you into Gardens underneath which rivers flow, and pleasant dwellings in Gardens of Eden. That is the supreme triumph.
M. Pickthall · EN · public-domain
He will forgive for you your sins and admit you to gardens beneath which rivers flow and pleasant dwellings in gardens of perpetual residence. That is the great attainment.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن فعلتم -أيها المؤمنون- ما أمركم الله به يستر عليكم ذنوبكم، ويدخلكم جنات تجري من تحت أشجارها الأنهار، ومساكن طاهرة زكية في جنات إقامة دائمة لا تنقطع، ذلك هو الفوز الذي لا فوز بعده. ونعمة أخرى لكم- أيها المؤمنون- تحبونها هي نصر من الله يأتيكم، وفتح عاجل يتم على أيديكم. وبشِّر المؤمنين -أيها النبي- بالنصر والفتح في الدنيا، والجنة في الآخرة.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 13
وَأُخْرَىٰ تُحِبُّونَهَا ۖ نَصْرٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ ۗ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ
61:13
And another (favour will He bestow,) which ye do love,- help from Allah and a speedy victory. So give the Glad Tidings to the Believers.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bundan başka, sevdiğiniz bir şey daha: Allah katından bir yardım ve yakın bir zafer vardır. İnananlara müjde ver.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Seveceğiniz bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih.. Müminleri müjdele.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
And He will give you something else that will really please you: His help and an imminent breakthrough. [Prophet], give the faithful the good news.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Seveceğiniz başka (bir ticaret) daha var: Allah’tan yardım ve yakın bir zafer. Müminleri (bunlarla) da müjdele!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And (He will give you) another (blessing) which ye love: help from Allah and present victory. Give good tidings (O Muhammad) to believers.
M. Pickthall · EN · public-domain
And [you will obtain] another [favor] that you love - victory from Allāh and an imminent conquest; and give good tidings to the believers.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن فعلتم -أيها المؤمنون- ما أمركم الله به يستر عليكم ذنوبكم، ويدخلكم جنات تجري من تحت أشجارها الأنهار، ومساكن طاهرة زكية في جنات إقامة دائمة لا تنقطع، ذلك هو الفوز الذي لا فوز بعده. ونعمة أخرى لكم- أيها المؤمنون- تحبونها هي نصر من الله يأتيكم، وفتح عاجل يتم على أيديكم. وبشِّر المؤمنين -أيها النبي- بالنصر والفتح في الدنيا، والجنة في الآخرة.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 14
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوٓا۟ أَنصَارَ ٱللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّـۧنَ مَنْ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ ۖ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ ۖ فَـَٔامَنَت طَّآئِفَةٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّآئِفَةٌ ۖ فَأَيَّدْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ عَلَىٰ عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا۟ ظَـٰهِرِينَ
61:14
O ye who believe! Be ye helpers of Allah: As said Jesus the son of Mary to the Disciples, "Who will be my helpers to (the work of) Allah?" Said the disciples, "We are Allah's helpers!" then a portion of the Children of Israel believed, and a portion disbelieved: But We gave power to those who believed, against their enemies, and they became the ones that prevailed.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey inananlar! Allah'ın dininin yardımcıları olun. Nitekim, Meryem oğlu İsa, Havarilere: "Allah'a giden yolda yardımcılarım kimlerdir?" deyince, Havariler: "Allah'ın dininin yardımcıları biziz" demişlerdi. İsrailoğullarının bir takımı böylece inanmış, bir takımı da inkar etmişti; ama Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik de üstün geldiler.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ey inananlar, Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: "Allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?" demişti. Havariler: "Allah (yolun)un yardımcıları biziz." dediler. İsrail oğullarından bir zümre inandı, bir zümre inkar etti. Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlar üstün geldiler.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
You who believe, be God’s helpers. As Jesus, son of Mary, said to the disciples, ‘Who will come with me to help God?’ The disciples said, ‘We shall be God’s helpers.’ Some of the Children of Israel believed and some disbelieved: We supported the believers against their enemy and they were the ones who came out on top.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Ey iman edenler! Allah’ın (yolunun) yardımcıları olun! Nitekim Meryem oğlu İsa, Havarilere “Allah’a doğru (giden yolda) kim bana yardımcı olacak?” demişti. Havariler de “Biz Allah’ın (yolunun) yardımcılarıyız!” demişlerdi.İsrailoğulları’ndan bir grup inanmış, bir grup ise inkâr etmişti. Sonunda biz, inananları düşmanlarına karşı desteklemiştik. Böylece galip gelmişlerdi.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
O ye who believe! Be Allah's helpers, even as Jesus son of Mary said unto the disciples: Who are my helpers for Allah? They said: We are Allah's helpers. And a party of the Children of Israel believed, while a party disbelieved. Then We strengthened those who believed against their foe, and they became the uppermost.
M. Pickthall · EN · public-domain
O you who have believed, be supporters of Allāh, as when Jesus, the son of Mary, said to the disciples, "Who are my supporters for Allāh?" The disciples said, "We are supporters of Allāh." And a faction of the Children of Israel believed and a faction disbelieved. So We supported those who believed against their enemy, and they became dominant.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، كونوا أنصارًا لدين الله، كما كان أصفياء عيسى أنصارًا لدين الله حين قال لهم عيسى: مَن يتولى منكم نصري وإعانتي فيما يُقرِّب إلى الله؟ قالوا: نحن أنصار دين الله، فاهتدت طائفة من بني إسرائيل، وضلَّت طائفة، فأيدنا الذين آمنوا بالله ورسوله، ونصرناهم على مَن عاداهم مِن فرق النصارى، فأصبحوا ظاهرين عليهم؛ وذلك ببعثة محمد صلى الله عليه وسلم.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)