15:47
وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَـٰبِلِينَ
Word by word
Grammar (i'rab)
Grammar (i'rab)
Grammar (i'rab)
Grammar (i'rab)
Grammar (i'rab)
Grammar (i'rab)
Grammar (i'rab)
Grammar (i'rab)
Translation
And We shall remove from their hearts any lurking sense of injury: (they will be) brothers (joyfully) facing each other on thrones (of dignity).
A. Yusuf Alipublic-domain
and We shall remove any bitterness from their hearts: [they will be like] brothers, sitting on couches, face to face.
M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved
And We remove whatever rancour may be in their breasts. As brethren, face to face, (they rest) on couches raised.
M. Pickthallpublic-domain
And We will remove whatever is in their breasts of resentment, [so they will be] brothers, on thrones facing each other.
Saheeh Internationalall-rights-reserved
Biz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir.
Diyanet İşleriall-rights-reserved
Biz o cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak sevinç içinde karşılıklı koltuklara otururlar.
Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain
(Ayrıca onların) göğüslerinde (kalplerinde) kinden ne varsa hepsini çıkarıp atmışız (atmış olacağız). (Birbirlerine) kardeş bir şekilde tahtlar üzerinde karşılıklı olarak kurulup oturmakta (olacaklar)dır.
Mehmet Okuyanall-rights-reserved
إن الذين اتقوا الله بامتثال ما أمر واجتناب ما نهى في بساتين وأنهار جارية يقال لهم: ادخلوا هذه الجنات سالمين من كل سوء آمنين من كل عذاب. ونزعنا ما في قلوبهم من حقد وعداوة، يعيشون في الجنة إخوانًا متحابين، يجلسون على أسرَّة عظيمة، تتقابل وجوههم تواصلا وتحاببًا، لا يصيبهم فيها تعب ولا إعياء، وهم باقون فيها أبدًا.
Tafsir al-Muyassarfree-distribution