← Sure 10

10:15

وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَاتُنَا بَيِّنَـٰتٍ ۙ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا ٱئْتِ بِقُرْءَانٍ غَيْرِ هَـٰذَآ أَوْ بَدِّلْهُ ۚ قُلْ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أُبَدِّلَهُۥ مِن تِلْقَآئِ نَفْسِىٓ ۖ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Kelime kelime

وَإِذَا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
تُتْلَىٰ
okunduğunda
Fiil
Kök: تلو
Dilbilgisi (i'rab)
تُتْلَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
عَلَيْهِمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ءَايَاتُنَا
ayetlerimiz
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَاتُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بَيِّنَٰتٍ
apaçık bir şekilde
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيِّنَٰتٍİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَالَ
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
لَا
ummayanlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَرْجُونَ
umarlar
Fiil
Kök: رجو
Dilbilgisi (i'rab)
يَرْجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِقَآءَنَا
bize kavuşmayı
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
لِقَآءَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱئْتِ
getir
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱئْتِFiilemir، 2. tekil eril
بِقُرْءَانٍ
bir Kur'an
İsim
Kök: قرأ
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قُرْءَانٍİsimözel isim، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
غَيْرِ
başka
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
هَٰذَآ
bundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَآİsimism-i işaret، eril tekil
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
بَدِّلْهُ
bunu değiştir
Fiil
Kök: بدل
Dilbilgisi (i'rab)
بَدِّلْFiilemir، 2. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
مَا
(sözkonusu) olamaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
يَكُونُ
olur
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُونُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لِىٓ
benim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ىٓİsimzamir، 1. tekil
أَنْ
onu değiştirmem
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْEdatmasdar bağlacı
أُبَدِّلَهُۥ
değiştirirse
Fiil
Kök: بدل
Dilbilgisi (i'rab)
أُبَدِّلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِن
tarafımdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
تِلْقَآئِ
tarafına
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
تِلْقَآئِİsimeril، mecrûr (genitif)
نَفْسِىٓ
kendi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسِİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
إِنْ
ben uyuyorum
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatolumsuzluk
أَتَّبِعُ
ben uymuyorum
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَّبِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
إِلَّا
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
مَا
vahyedilene
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يُوحَىٰٓ
vahyedilen
Fiil
Kök: وحي
Dilbilgisi (i'rab)
يُوحَىٰٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
إِلَىَّ
bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىَّEdatharf-i cer (edat)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَخَافُ
korkarım
Fiil
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
أَخَافُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
إِنْ
karşı gelirsem
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatşart
عَصَيْتُ
isyan edersem
Fiil
Kök: عصي
Dilbilgisi (i'rab)
عَصَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
رَبِّى
Rabbime
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، merfû (nominatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
عَذَابَ
azabından
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابَİsimeril، mansûb (akuzatif)
يَوْمٍ
bir günün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَظِيمٍ
büyük
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
عَظِيمٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Ayetlerimiz onlara açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım. Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabına uğramaktan korkarım."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Böyle iken, âyetlerimiz, kesin birer belge olarak kendilerine okunduğu zaman, o bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." dediler. De ki, "Onu kendiliğimden değiştiremem, benim açımdan bu olacak bir şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlara ayetlerimiz açıkça tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, (öldükten sonra) bizimle karşılaşmayı ummayanlar (ahirete inanmayanlar), “Ya bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir!” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But when Our Clear Signs are rehearsed unto them, those who rest not their hope on their meeting with Us, Say: "Bring us a reading other than this, or change this," Say: "It is not for me, of my own accord, to change it: I follow naught but what is revealed unto me: if I were to disobey my Lord, I should myself fear the penalty of a Great Day (to come)."

A. Yusuf Alipublic-domain

When Our clear revelations are recited to them, those who do not expect to meet with Us say, ‘Bring [us] a different Quran, or change it.’ [Prophet], say, ‘It is not for me to change it of my own accord; I only follow what is revealed to me, for I fear the torment of an awesome Day, if I were to disobey my Lord.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when Our clear revelations are recited unto them, they who look not for the meeting with Us say: Bring a Lecture other than this, or change it. Say (O Muhammad): It is not for me to change it of my accord. I only follow that which is inspired in me. Lo! if I disobey my Lord I fear the retribution of an awful Day.

M. Pickthallpublic-domain

And when Our verses are recited to them as clear evidences, those who do not expect the meeting with Us say, "Bring us a Qur’ān other than this or change it." Say, [O Muḥammad], "It is not for me to change it on my own accord. I only follow what is revealed to me. Indeed I fear, if I should disobey my Lord, the punishment of a tremendous Day."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا تتلى على المشركين آيات الله التي أنزلناها إليك -أيها الرسول- واضحات، قال الذين لا يخافون الحساب، ولا يرجون الثواب، ولا يؤمنون بيوم البعث والنشور: ائت بقرآن غير هذا، أو بدِّل هذا القرآن: بأن تجعل الحلال حرامًا، والحرام حلالا والوعد وعيدًا، والوعيد وعدًا، وأن تُسْقط ما فيه مِن عيب آلهتنا وتسفيه أحلامنا، قل لهم -أيها الرسول-: إن ذلك ليس إليَّ، وإنما أتبع في كل ما آمركم به وأنهاكم عنه ما ينزله عليَّ ربي ويأمرني به، إني أخشى من الله -إن خالفت أمره- عذاب يوم عظيم وهو يوم القيامة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?