← Sure 10

10:27

وَٱلَّذِينَ كَسَبُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ جَزَآءُ سَيِّئَةٍۭ بِمِثْلِهَا وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ مَّا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍ ۖ كَأَنَّمَآ أُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مُظْلِمًا ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ

Kelime kelime

وَٱلَّذِينَ
kimselere gelince
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَسَبُوا۟
kazanan(lara)
Fiil
Kök: كسب
Dilbilgisi (i'rab)
كَسَبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülükler
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّيِّـَٔاتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
جَزَآءُ
ceza verilir
İsim
Kök: جزي
Dilbilgisi (i'rab)
جَزَآءُİsimeril، merfû (nominatif)
سَيِّئَةٍۭ
bir kötülüğe
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سَيِّئَةٍۭİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
بِمِثْلِهَا
aynıyla
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مِثْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَتَرْهَقُهُمْ
ve bürür
Fiil
Kök: رهق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَرْهَقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ذِلَّةٌ
bir aşağılık
İsim
Kök: ذلل
Dilbilgisi (i'rab)
ذِلَّةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مَّا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdatolumsuzluk
لَهُم
onlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
مِّنَ
Allahtan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مِنْ
kurtaracak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عَاصِمٍ
kurtaracak kimse
İsim
Kök: عصم
Dilbilgisi (i'rab)
عَاصِمٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
كَأَنَّمَآ
gibidir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَأَنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَآEdatkâffe (mâ)
أُغْشِيَتْ
kaplanmış
Fiil
Kök: غشو
Dilbilgisi (i'rab)
أُغْشِيَتْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
وُجُوهُهُمْ
yüzleri
İsim
Kök: وجه
Dilbilgisi (i'rab)
وُجُوهُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قِطَعًا
parçalarıyla
İsim
Kök: قطع
Dilbilgisi (i'rab)
قِطَعًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
bir gecenin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّيْلِ
gecenin
İsim
Kök: ليل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّEdatmarife (belirli)، ön ek
يْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
مُظْلِمًا
kapkaranlık
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
مُظْلِمًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أُو۟لَٰٓئِكَ
bunlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
أَصْحَٰبُ
ehlidirler
İsim
Kök: صحب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصْحَٰبُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
ٱلنَّارِ
cehennem
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
خَٰلِدُونَ
sürekli kalıcıdırlar
İsim
Kök: خلد
Dilbilgisi (i'rab)
خَٰلِدُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Kötülük işleyenlere kötülükleri kadar ceza verilir; onların yüzlerini zillet bürür; Allah'a karşı onları savunacak yoktur; yüzleri, geceden kara bir parçayla örtülmüş gibidir. Bunlar cehennemliklerdir, orada temelli kalırlar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kötülük kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası, misli kadardır. Ve onları bir aşağılık ve eziklik kaplar. Onlar için Allah'dan başka hiçbir kurtarıcı yoktur. Yüzleri karanlık gecelerden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onlar cehennem ehlidir. Orada ebedî kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kötülük yapanlara gelince, herhangi bir kötülüğün karşılığı misli iledir (benzeri kadardır). Onları aşağılanma kaplayacaktır. Kendilerini Allah’tan (gelecek herhangi bir cezaya karşı) koruyacak kimse de yoktur. Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür. İşte onlar da ateş halkıdır; orada ebedî kalacaklardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But those who have earned evil will have a reward of like evil: ignominy will cover their (faces): No defender will they have from (the wrath of) Allah: Their faces will be covered, as it were, with pieces from the depth of the darkness of night: they are companions of the Fire: they will abide therein (for aye)!

A. Yusuf Alipublic-domain

As for those who did evil, each evil deed will be requited by its equal and humiliation will cover them- no one will protect them against God- as though their faces were covered with veils cut from the darkness of the night. These are the inmates of the Fire, and there they shall remain.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And those who earn ill-deeds, (for them) requital of each ill-deed by the like thereof; and ignominy overtaketh them - They have no protector from Allah - as if their faces had been covered with a cloak of darkest night. Such are rightful owners of the Fire; they will abide therein.

M. Pickthallpublic-domain

But they who have earned [blame for] evil doings - the recompense of an evil deed is its equivalent, and humiliation will cover them. They will have from Allāh no protector. It will be as if their faces are covered with pieces of the night - so dark [are they]. Those are the companions of the Fire; they will abide therein eternally.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

والذين عملوا السيئات في الدنيا فكفروا وعصَوا الله لهم جزاء أعمالهم السيئة التي عملوها بمثلها من عقاب الله في الآخرة، وتغشاهم ذلَّة وهوان، وليس لهم مِن عذاب الله مِن مانع يمنعهم إذا عاقبهم، كأنما أُلبست وجوههم طائفة من سواد الليل المظلم. هؤلاء هم أهل النار ماكثون فيها أبدًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?