← Sure 10

10:49

قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى ضَرًّا وَلَا نَفْعًا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۗ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ ۚ إِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَـْٔخِرُونَ سَاعَةً ۖ وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

Kelime kelime

قُل
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلFiilemir، 2. tekil eril
لَّآ
ben dokunduramam
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّآEdatolumsuzluk
أَمْلِكُ
ben sahip
Fiil
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْلِكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
لِنَفْسِى
kendime
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
ضَرًّا
bir zarar
İsim
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
ضَرًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَا
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
نَفْعًا
yarar
İsim
Kök: نفع
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَّا
başka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
مَا
dilediğinden
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
شَآءَ
dileseydi
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لِكُلِّ
hepsi için vardır
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
أُمَّةٍ
ümmetin
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَجَلٌ
bir eceli
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
جَآءَ
geldiği
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَجَلُهُمْ
ecelleri
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلَا
ne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَسْتَـْٔخِرُونَ
öne alınırlar
Fiil
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَـْٔخِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَاعَةً
bir saat
İsim
Kök: سوع
Dilbilgisi (i'rab)
سَاعَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَا
ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَسْتَقْدِمُونَ
geriye bırakılırlar
Fiil
Kök: قدم
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَقْدِمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

De ki, "Ben, Allah'ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim". Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

De ki: “Allah’ın dilemesi hariç, kendime herhangi bir zarar veya yarar sağlayacak güce sahip değilim.” Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri geldiği zaman artık ne bir saat (bir an) geri kalabilirler ne de ileri gidebilirler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Say: "I have no power over any harm or profit to myself except as Allah willeth. To every people is a term appointed: when their term is reached, not an hour can they cause delay, nor (an hour) can they advance (it in anticipation)."

A. Yusuf Alipublic-domain

Say [Prophet], ‘I cannot control any harm or benefit that comes to me, except as God wills. There is an appointed term for every community, and when it is reached they can neither delay nor hasten it, even for a moment.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Say: I have no power to hurt or benefit myself, save that which Allah willeth. For every nation there is an appointed time. When their time cometh, then they cannot put it off an hour, nor hasten (it).

M. Pickthallpublic-domain

Say, "I possess not for myself any harm or benefit except what Allāh should will. For every nation is a [specified] term. When their time has come, then they will not remain behind an hour, nor will they precede [it]."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قل لهم -أيها الرسول-: لا أستطيع أن أدفع عن نفسي ضرًا، ولا أجلب لها نفعًا، إلا ما شاء الله أن يدفع عني مِن ضرٍّ أو يجلب لي من نفع. لكل قوم وقت لانقضاء مدتهم وأجلهم، إذا جاء وقت انقضاء أجلهم وفناء أعمارهم، فلا يستأخرون عنه ساعة فيُمْهلون، ولا يتقدم أجلهم عن الوقت المعلوم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?