← Sure 10

10:93

وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مُبَوَّأَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَـٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِ فَمَا ٱخْتَلَفُوا۟ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ ۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ

Kelime kelime

وَلَقَدْ
andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
بَوَّأْنَا
yerleştirdik
Fiil
Kök: بوأ
Dilbilgisi (i'rab)
بَوَّأْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بَنِىٓ
oğullarını
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
بَنِىٓİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِسْرَٰٓءِيلَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مُبَوَّأَ
bir yere
İsim
Kök: بوأ
Dilbilgisi (i'rab)
مُبَوَّأَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mansûb (akuzatif)
صِدْقٍ
iyi
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
صِدْقٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَرَزَقْنَٰهُم
ve onları rızıklandırdık
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَزَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنَ
temiz şeylerle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلطَّيِّبَٰتِ
güzel şeyleri
İsim
Kök: طيب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
طَّيِّبَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
فَمَا
ayrılığa düşmediler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
ٱخْتَلَفُوا۟
anlaşmazlığa düştükleri
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱخْتَلَفُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
جَآءَهُمُ
kendilerine gelinceye
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعِلْمُ
ilim
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِلْمُİsimeril، merfû (nominatif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
رَبَّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
يَقْضِى
hükmünü verir
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
يَقْضِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَيْنَهُمْ
aralarında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَوْمَ
günü
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِيَٰمَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فِيمَا
hususlarda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
مَاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيهِ
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştükleri
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
يَخْتَلِفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Gerçekten İsrailoğulları'nı çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara hoş nimetlerden rızıklar verdik. Anlaşmazlığa düşmeleri de kendilerine ilim geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, Rabbin, o anlaşmazlığa düştükleri konularda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki biz İsrailoğulları'nı güzel bir yurda yerleştirmiştik ve onlara temiz nimetlerden rızık vermiştik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ayrılığa düşmemişlerdi. Şüphesiz ki Rabbin, anlaşmazlığa düştüğü şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmedecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We settled the Children of Israel in a beautiful dwelling-place, and provided for them sustenance of the best: it was after knowledge had been granted to them, that they fell into schisms. Verily Allah will judge between them as to the schisms amongst them, on the Day of Judgment.

A. Yusuf Alipublic-domain

We settled the Children of Israel in a good place and provided good things as sustenance for them. It was only after knowledge had come to them that they began to differ among themselves. Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding their differences.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We verily did allot unto the Children of Israel a fixed abode, and did provide them with good things; and they differed not until the knowledge came unto them. Lo! thy Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that wherein they used to differ.

M. Pickthallpublic-domain

And We had certainly settled the Children of Israel in an agreeable settlement and provided them with good things. And they did not differ until [after] knowledge had come to them. Indeed, your Lord will judge between them on the Day of Resurrection concerning that over which they used to differ.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد أنزلنا بني إسرائيل منزلا صالحًا مختارًا في بلاد "الشام" و"مصر"، ورزقناهم الرزق الحلال الطيب من خيرات الأرض المباركة، فما اختلفوا في أمر دينهم إلا مِن بعد ما جاءهم العلم الموجب لاجتماعهم وائتلافهم، ومن ذلك ما اشتملت عليه التوراة من الإخبار بنبوة محمد صلى الله عليه وسلم. إن ربك -أيها الرسول- يقضي بينهم يوم القيامة، ويَفْصِل فيما كانوا يختلفون فيه من أمرك، فيدخل المكذبين النار والمؤمنين الجنة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?