← Sure 11

11:116

فَلَوْلَا كَانَ مِنَ ٱلْقُرُونِ مِن قَبْلِكُمْ أُو۟لُوا۟ بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْفَسَادِ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّنْ أَنجَيْنَا مِنْهُمْ ۗ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَآ أُتْرِفُوا۟ فِيهِ وَكَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

Kelime kelime

فَلَوْلَا
değil miydi?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْلَاEdattahdîd (teşvik)
كَانَ
bulunmalı
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنَ
nesillerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقُرُونِ
kuşaklar
İsim
Kök: قرن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرُونِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
مِن
sizden önceki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِكُمْ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أُو۟لُوا۟
sahipleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لُوا۟İsimeril çoğul، merfû (nominatif)
بَقِيَّةٍ
fazilet
İsim
Kök: بقي
Dilbilgisi (i'rab)
بَقِيَّةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
يَنْهَوْنَ
alıkoyan
Fiil
Kök: نهي
Dilbilgisi (i'rab)
يَنْهَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَنِ
fesattan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنِEdatharf-i cer (edat)
ٱلْفَسَادِ
bozguncuğu
İsim
Kök: فسد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَسَادِİsimeril، mecrûr (genitif)
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
قَلِيلًا
çok azı
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّمَّنْ
kendilerini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّEdatharf-i cer (edat)
مَّنْİsimism-i mevsûl
أَنجَيْنَا
kurtardığımız
Fiil
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
أَنجَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَٱتَّبَعَ
peşine takıldılar
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّبَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ظَلَمُوا۟
zulmedenler
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَآ
bulundukları refahın
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
أُتْرِفُوا۟
şımartıldığınız
Fiil
Kök: ترف
Dilbilgisi (i'rab)
أُتْرِفُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيهِ
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَكَانُوا۟
ve oldular
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُجْرِمِينَ
suçlu kimseler
İsim
Kök: جرم
Dilbilgisi (i'rab)
مُجْرِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sizden önceki nesillerin ileri gelenleri, yeryüzünde bozgunculuğa engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Kendilerine verilen nimete karşı haksızlık edenlere uyanlar ise suçlu oldular.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sizden önceki devirlerden bakıyye sahipleri (kitap ehli) yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı ne iyi olurdu. Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. O zulmedenler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sizden önceki nesillerden yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak değerli (bilge) kişiler bulunsaydı ya! Fakat onlardan (görevlerini yapan), kurtardığımız az bir kısmı hariç (diğerleri görevlerini yapmamışlardı). Haksızlık edenler ise kendilerine verilen refahın peşine düşmüşlerdi; zaten onlar suça dalan kişilerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Why were there not, among the generations before you, persons possessed of balanced good sense, prohibiting (men) from mischief in the earth - except a few among them whom We saved (from harm)? But the wrong-doers pursued the enjoyment of the good things of life which were given them, and persisted in sin.

A. Yusuf Alipublic-domain

If only there had been, among the generations before your time, people with a rem-nant of good sense, to forbid corruption on the earth! We saved only a few of them, while the unjust pursued the enjoyment of plenty, and persisted in sin.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

If only there had been among the generations before you men possessing a remnant (of good sense) to warn (their people) from corruption in the earth, as did a few of those whom We saved from them! The wrong-doers followed that by which they were made sapless, and were guilty.

M. Pickthallpublic-domain

So why were there not among the generations before you those of enduring discrimination forbidding corruption on earth - except a few of those We saved from among them? But those who wronged pursued what luxury they were given therein, and they were criminals.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فهلاَّ وُجد من القرون الماضية بقايا من أهل الخير والصلاح، ينهون أهل الكفر عن كفرهم، وعن الفساد في الأرض، لم يوجد من أولئك الأقوام إلا قليل ممن آمن، فنجَّاهم الله بسبب ذلك مِن عذابه حين أخذ الظالمين. واتَّبع عامتهم من الذين ظلموا أنفسهم ما مُتِّعوا فيه من لذات الدنيا ونعيمها، وكانوا مجرمين ظالمين باتباعهم ما تنعموا فيه، فحقَّ عليهم العذاب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?