← Sure 12

12:110

حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسْتَيْـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا۟ جَآءَهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّىَ مَن نَّشَآءُ ۖ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْمُجْرِمِينَ

Kelime kelime

حَتَّىٰٓ
hatta
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَا
ne zaman ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
ٱسْتَيْـَٔسَ
umutlarını kestiler
Fiil
Kök: يأس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَيْـَٔسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلرُّسُلُ
elçiler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رُّسُلُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
وَظَنُّوٓا۟
ve sandılar
Fiil
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ظَنُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنَّهُمْ
kendilerinin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَدْ
gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
كُذِبُوا۟
yalanlandıklarını
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كُذِبُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
جَآءَهُمْ
onlara geldi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نَصْرُنَا
yardımımız
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
نَصْرُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَنُجِّىَ
ve kurtarıldı
Fiil
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
نُجِّىَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
مَن
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
نَّشَآءُ
dilediğimiz
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَّشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
وَلَا
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُرَدُّ
geri çevrilmez
Fiil
Kök: ردد
Dilbilgisi (i'rab)
يُرَدُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بَأْسُنَا
azabımız
İsim
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
بَأْسُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَنِ
topluluğundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنِEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقَوْمِ
kavmin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْمُجْرِمِينَ
suçlular
İsim
Kök: جرم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُجْرِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Öyle ki, peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemeyecektir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna düştüklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetişti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suçlular topluluğundan bizim azabımız geri çevrilemez.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonunda elçiler ümitlerini yitirip de kendilerinin (ümmetleri tarafından) yalanlandıklarını kesin olarak anladıkları sırada onlara yardımımız gelmişve dilediğimiz kimse(ler) kurtarılmıştır. Bizim azabımız, suçlular topluluğundan geri döndürülemez.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(Respite will be granted) until, when the messengers give up hope (of their people) and (come to) think that they were treated as liars, there reaches them Our help, and those whom We will are delivered into safety. But never will be warded off our punishment from those who are in sin.

A. Yusuf Alipublic-domain

When the messengers lost all hope and realized that they had been dismissed as liars, Our help came to them: We saved whoever We pleased, but Our punishment will not be turned away from guilty people.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Till, when the messengers despaired and thought that they were denied, then came unto them Our help, and whom We would was saved. And Our wrath cannot be warded from the guilty.

M. Pickthallpublic-domain

[They continued] until, when the messengers despaired and were certain that they had been denied, there came to them Our victory, and whoever We willed was saved. And Our punishment cannot be repelled from the people who are criminals.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا تستعجل -أيها الرسول- النصر على مكذبيك، فإن الرسل قبلك ما كان يأتيهم النصر عاجلا لحكمة نعلمها، حتى إذا يئس الرسل من قومهم، وأيقنوا أن قومهم قد كذبوهم ولا أمل في إيمانهم، جاءهم نصرنا عند شدة الكرب، فننجي من نشاء من الرسل وأتباعهم، ولا يُرَدُّ عذابنا عمَّن أجرم وتجرَّأ على الله. وفي هذا تسلية للنبي صلى الله عليه وسلم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular