← Sure 12

12:32

قَالَتْ فَذَٰلِكُنَّ ٱلَّذِى لُمْتُنَّنِى فِيهِ ۖ وَلَقَدْ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ فَٱسْتَعْصَمَ ۖ وَلَئِن لَّمْ يَفْعَلْ مَآ ءَامُرُهُۥ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُونًا مِّنَ ٱلصَّـٰغِرِينَ

Kelime kelime

قَالَتْ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
فَذَٰلِكُنَّ
işte siz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كُنَّEdatmuhâtab، son ek، dişil çoğul
ٱلَّذِى
ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
لُمْتُنَّنِى
beni kınamıştınız
Fiil
Kök: لوم
Dilbilgisi (i'rab)
لُمْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul dişil
تُنَّİsimzamir، son ek، 2. çoğul dişil
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
فِيهِ
bunun için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَقَدْ
andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
رَٰوَدتُّهُۥ
ben murad almak istedim
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
رَٰوَدFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُّİsimzamir، son ek، 1. tekil
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَن
kendisinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
نَّفْسِهِۦ
kendi nefsine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَّفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَٱسْتَعْصَمَ
o reddetti
Fiil
Kök: عصم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱسْتَعْصَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَلَئِن
ama
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
ئِنEdatşart
لَّمْ
yapmazsa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَفْعَلْ
yaparsa
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْعَلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مَآ
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
ءَامُرُهُۥ
emrettiğim
Fiil
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَيُسْجَنَنَّ
elbette zindana atılacaktır
Fiil
Kök: سجن
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
يُسْجَنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
وَلَيَكُونًا
ve olacaktır
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
يَكُونًFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
اEdattekit، son ek
مِّنَ
alçalanlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلصَّٰغِرِينَ
hor ve hakir olarak
İsim
Kök: صغر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰغِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Vezirin karısı: "İşte sözünü edip beni yerdiğiniz budur. And olsun ki onun olmak istedim, fakat o iffetinden dolayı çekindi. Emrimi yine yapmazsa, and olsun ki hapse tıkılacak ve kahre uğrayanlardan olacak."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"İşte" dedi, "bu gördüğünüz, beni hakkında kınadığınız (gençtir). Yemin ederim ki, ben bunun nefsinden yararlanmak istedim de o, namuslu davrandı. Yine yemin ederim ki, emrimi yerine getirmezse, muhakkak zindana atılacak ve kesinlikle zelillerden olacaktır".

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Züleyha) şöyle demişti: “İşte hakkında beni kınadığınız (şahıs) budur. Yemin olsun ki ben (cinsel olarak) ondan yararlanmak istedim; o, masumdu. Şüphesiz ki kendisine emredeceğimi yapmazsa mutlaka hapse atılacak ve elbette aşağılananlardan olacaktır!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

She said: "There before you is the man about whom ye did blame me! I did seek to seduce him from his (true) self but he did firmly save himself guiltless!.... and now, if he doth not my bidding, he shall certainly be cast into prison, and (what is more) be of the company of the vilest!"

A. Yusuf Alipublic-domain

She said, ‘This is the one you blamed me for. I tried to seduce him and he wanted to remain chaste, but if he does not do what I command now, he will be put in prison and degraded.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

She said: This is he on whose account ye blamed me. I asked of him an evil act, but he proved continent, but if he do not my behest he verily shall be imprisoned, and verily shall be of those brought low.

M. Pickthallpublic-domain

She said, "That is the one about whom you blamed me. And I certainly sought to seduce him, but he firmly refused; and if he will not do what I order him, he will surely be imprisoned and will be of those debased."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قالت امرأة العزيز للنسوة اللاتي قطَّعن أيديهن: فهذا الذي أصابكن في رؤيتكن إياه ما أصابكن هو الفتى الذي لُمتُنَّني في الافتتان به، ولقد طلبته وحاولت إغراءه؛ ليستجيب لي فامتنع وأبى، ولئن لم يفعل ما آمره به مستقبلا لَيعاقَبَنَّ بدخول السجن، ولَيكونن من الأذلاء.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?