← Sure 12

12:31

فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ ۖ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَـٰشَ لِلَّهِ مَا هَـٰذَا بَشَرًا إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ

Kelime kelime

فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
سَمِعَتْ
(kadın) işitti
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
سَمِعَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
بِمَكْرِهِنَّ
onların hilelerini
İsim
Kök: مكر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَكْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أَرْسَلَتْ
(haber) gönderdi
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْسَلَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
إِلَيْهِنَّ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَأَعْتَدَتْ
ve hazırladı
Fiil
Kök: عتد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَعْتَدَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
لَهُنَّ
onlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُنَّİsimzamir، 3. çoğul dişil
مُتَّكَـًٔا
dayanacak yastıklar
İsim
Kök: وكأ
Dilbilgisi (i'rab)
مُتَّكَـًٔاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَءَاتَتْ
ve verdi
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاتَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
كُلَّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَٰحِدَةٍ
birine
İsim
Kök: وحد
Dilbilgisi (i'rab)
وَٰحِدَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْهُنَّ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
سِكِّينًا
birer bıçak
İsim
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
سِكِّينًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَقَالَتِ
ve dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱخْرُجْ
çık!
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
ٱخْرُجْFiilemir، 2. tekil eril
عَلَيْهِنَّ
karşılarına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
رَأَيْنَهُۥٓ
O'nu görünce
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأَيْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَكْبَرْنَهُۥ
onu (gözlerinde) büyüttüler
Fiil
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْبَرْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَقَطَّعْنَ
ve kestiler
Fiil
Kök: قطع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَطَّعْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أَيْدِيَهُنَّ
ellerini
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَقُلْنَ
ve dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
حَٰشَ
haşa
İsim
Kök: حوش
Dilbilgisi (i'rab)
حَٰشَİsimmansûb (akuzatif)
لِلَّهِ
Allah için
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مَا
değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
هَٰذَا
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
بَشَرًا
insan
İsim
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
بَشَرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنْ
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatolumsuzluk
هَٰذَآ
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَآİsimism-i işaret، eril tekil
إِلَّا
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
مَلَكٌ
bir melektir
İsim
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
مَلَكٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
كَرِيمٌ
güzel
İsim
Kök: كرم
Dilbilgisi (i'rab)
كَرِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Kadınların kendisini yermesini işitince onları davet etti; koltuklar hazırladı; geldiklerinde her birine birer bıçak verdi. Yusuf'a: "Yanlarına çık" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce şaşıp ellerini kestiler ve "Allah'ı tenzih ederiz ama, bu insan değil ancak çok güzel bir melektir" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Azizin karısı, onların gizliden gizliye dedikodu yaydıklarını işitince, onlara davetçi gönderdi ve onlara mükellef bir sofra hazırladı. Her birine bir bıçak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "çık karşılarına" dedi. Görür görmez hepsi onu gözlerinde çok büyüttüler ve (şaşkınlıkla) ellerini kestiler. Dediler ki: "Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, olsa olsa yüce bir melektir."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Züleyha) onların dedikodusunu duyunca, onlara (davetçi) göndermiş, onlar için dayanacak yastıklar (iyi bir sofra ortamı) hazırlamış, her birine bir bıçak vermiş, (Yusuf’a da:) “Çık karşılarına!” demişti. (Kadınlar) onu görünce, onu (gözlerinde) büyütmüş, (şaşkınlıklarından) ellerini kesmişler ve şöyle demişlerdi: “Haşa! Allah için! Bu, bir insan olamaz. Bu ancak değerli bir melektir!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When she heard of their malicious talk, she sent for them and prepared a banquet for them: she gave each of them a knife: and she said (to Joseph), "Come out before them." When they saw him, they did extol him, and (in their amazement) cut their hands: they said, "Allah preserve us! no mortal is this! this is none other than a noble angel!"

A. Yusuf Alipublic-domain

When she heard their malicious talk, she prepared a banquet and sent for them, giving each of them a knife. She said to Joseph, ‘Come out and show yourself to them!’ and when the women saw him, they were stunned by his beauty, and cut their hands, exclaiming, ‘Great God! He cannot be mortal! He must be a precious angel!’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when she heard of their sly talk, she sent to them and prepared for them a cushioned couch (to lie on at the feast) and gave to every one of them a knife and said (to Joseph): Come out unto them! And when they saw him they exalted him and cut their hands, exclaiming: Allah Blameless! This is no a human being. This is not other than some gracious angel.

M. Pickthallpublic-domain

So when she heard of their scheming, she sent for them and prepared for them a banquet and gave each one of them a knife and said [to Joseph], "Come out before them." And when they saw him, they greatly admired him and cut their hands and said, "Perfect is Allāh! This is not a man; this is none but a noble angel."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما سمعت امرأة العزيز بغِيْبتهن إياها واحتيالهن في ذمِّها، أرسلت إليهن تدعوهن لزيارتها، وهيَّأت لهن ما يتكئن عليه من الوسائد، وما يأكلنه من الطعام، وأعطت كل واحدة منهن سكينًا ليُقَطِّعن الطعام، ثم قالت ليوسف: اخرج عليهن، فلما رأينه أعظمنه وأجللنه، وأخَذَهن حسنه وجماله، فجرحن أيديهن وهن يُقَطِّعن الطعام من فرط الدهشة والذهول، وقلن متعجبات: معاذ الله، ما هذا من جنس البشر؛ لأن جماله غير معهود في البشر، ما هو إلا مَلَك كريم من الملائكة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?