← Sure 12

12:70

فَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ جَعَلَ ٱلسِّقَايَةَ فِى رَحْلِ أَخِيهِ ثُمَّ أَذَّنَ مُؤَذِّنٌ أَيَّتُهَا ٱلْعِيرُ إِنَّكُمْ لَسَـٰرِقُونَ

Kelime kelime

فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
جَهَّزَهُم
hazırlatırken
Fiil
Kök: جهز
Dilbilgisi (i'rab)
جَهَّزَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِجَهَازِهِمْ
onların yüklerini
İsim
Kök: جهز
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
جَهَازِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
جَعَلَ
koydu
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلسِّقَايَةَ
su tasını
İsim
Kök: سقي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سِّقَايَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
فِى
içine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
رَحْلِ
yükünün
İsim
Kök: رحل
Dilbilgisi (i'rab)
رَحْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَخِيهِ
kardeşinin
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
أَخِيİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
أَذَّنَ
seslendi
Fiil
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
أَذَّنَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مُؤَذِّنٌ
bir tellal
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
مُؤَذِّنٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَيَّتُهَا
Ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيَّتُİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلْعِيرُ
kervan
İsim
Kök: عير
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِيرُİsimeril، merfû (nominatif)
إِنَّكُمْ
şüphesiz siz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَسَٰرِقُونَ
hırsızsınız
İsim
Kök: سرق
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
سَٰرِقُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir münadi şöyle bağırdı: "Ey kervancılar, siz hırsızsınız!"

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sonra onların bütün hazırlıklarını görünce, su kabını kardeşinin yükünün içine koydu. Sonra bir tellal şöyle bağırdı: "Hey kervan! Siz hırsızsınız, hırsız!"

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Yusuf) onların yükünü hazırlattığında bir su kabını kardeşinin yükünün içine koymuştu. (Kervan hareket ettikten) sonra bir seslenici: “Ey kervan! Siz hırsızsınız!” diye seslenmişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

At length when he had furnished them forth with provisions (suitable) for them, he put the drinking cup into his brother's saddle-bag. Then shouted out a crier: "O ye (in) the caravan! behold! ye are thieves, without doubt!"

A. Yusuf Alipublic-domain

and, once he had given them their provisions, he placed the drinking-cup in his brother’s pack. A man called out, ‘People of the caravan! You are thieves!’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when he provided them with their provision, he put the drinking-cup in his brother's saddlebag, and then a crier cried: O camel-riders! Lo! ye are surely thieves!

M. Pickthallpublic-domain

So when he had furnished them with their supplies, he put the [gold measuring] bowl into the bag of his brother. Then an announcer called out, "O caravan, indeed you are thieves."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما جهزَّهم يوسف، وحمَّل إبلهم بالطعام، أمر عماله، فوضعوا الإناء الذي كان يكيل للناس به في متاع أخيه "بنيامين" من حيث لا يشعر أحد، ولما ركبوا ليسيروا نادى منادٍ قائلا يا أصحاب هذه العير المحمَّلة بالطعام، إنكم لسارقون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution