← Sure 16

16:112

وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا قَرْيَةً كَانَتْ ءَامِنَةً مُّطْمَئِنَّةً يَأْتِيهَا رِزْقُهَا رَغَدًا مِّن كُلِّ مَكَانٍ فَكَفَرَتْ بِأَنْعُمِ ٱللَّهِ فَأَذَٰقَهَا ٱللَّهُ لِبَاسَ ٱلْجُوعِ وَٱلْخَوْفِ بِمَا كَانُوا۟ يَصْنَعُونَ

Kelime kelime

وَضَرَبَ
ve misal verir
Fiil
Kök: ضرب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ضَرَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مَثَلًا
misaliyle
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مَثَلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَرْيَةً
bir kenti
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
قَرْيَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَانَتْ
idi
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ءَامِنَةً
güven
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامِنَةًİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مُّطْمَئِنَّةً
huzur içinde
İsim
Kök: طمأن
Dilbilgisi (i'rab)
مُّطْمَئِنَّةًİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يَأْتِيهَا
kendisine geliyordu
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
رِزْقُهَا
rızkı
İsim
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رِزْقُİsimeril، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
رَغَدًا
bol bol
İsim
Kök: رغد
Dilbilgisi (i'rab)
رَغَدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّن
her
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
مَكَانٍ
yerden
İsim
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
مَكَانٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَكَفَرَتْ
fakat nankörlük etti
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
كَفَرَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
بِأَنْعُمِ
ni'metlerine
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنْعُمِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
فَأَذَٰقَهَا
(bunun üzerine) ona taddırdı
Fiil
Kök: ذوق
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَذَٰقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لِبَاسَ
elbisesi
İsim
Kök: لبس
Dilbilgisi (i'rab)
لِبَاسَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْجُوعِ
açlık
İsim
Kök: جوع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جُوعِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱلْخَوْفِ
ve korku
İsim
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَوْفِİsimeril، mecrûr (genitif)
بِمَا
ötürü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَصْنَعُونَ
yapıyor(lar)
Fiil
Kök: صنع
Dilbilgisi (i'rab)
يَصْنَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Allah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı misal verir: Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden Allah onlara yaptıklarına karşılık açlık ve korku belasını tattırdı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah bir şehri misal olarak verdi: Bu şehir güvenli, huzurlu idi, Oraya her yerden rızkı bol bol geliyordu. Ne var ki onlar Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara, yaptıkları işler yüzünden açlık ve korku elbisesini (felâketini) tattırdı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah güvenli, huzurlu olan, rızkı her yerden bol bol gelen bir şehir (halkını) örnek vermektedir. (Sonra) onlar, Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük etmişler, Allah da onlara, yaptıkları yüzünden açlık ve korku sıkıntısını tattırmıştı.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Allah sets forth a Parable: a city enjoying security and quiet, abundantly supplied with sustenance from every place: Yet was it ungrateful for the favours of Allah: so Allah made it taste of hunger and terror (in extremes) (closing in on it) like a garment (from every side), because of the (evil) which (its people) wrought.

A. Yusuf Alipublic-domain

God presents the example of a town that was secure and at ease, with provisions coming to it abundantly from all places. Then it became ungrateful for God’s blessings, so God afflicted it with the garment of famine and fear, for what its people had done.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Allah coineth a similitude: a township that dwelt secure and well content, its provision coming to it in abundance from every side, but it disbelieved in Allah's favours, so Allah made it experience the garb of dearth and fear because of what they used to do.

M. Pickthallpublic-domain

And Allāh presents an example: a city [i.e., Makkah] which was safe and secure, its provision coming to it in abundance from every location, but it denied the favors of Allāh. So Allāh made it taste the envelopment of hunger and fear for what they had been doing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وضرب الله مثلا بلدة "مكة" كانت في أمان من الاعتداء، واطمئنان مِن ضيق العيش، يأتيها رزقها هنيئًا سهلا من كل جهة، فجحد أهلُها نِعَمَ الله عليهم، وأشركوا به، ولم يشكروا له، فعاقبهم الله بالجوع، والخوف من سرايا رسول الله صلى الله عليه وسلم وجيوشه، التي كانت تخيفهم؛ وذلك بسبب كفرهم وصنيعهم الباطل.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?