← Sure 2

2:255

ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

Kelime kelime

ٱللَّهُ
Allah (ki)
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لَآ
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَآEdatolumsuzluk
إِلَٰهَ
tanrı
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَٰهَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
إِلَّا
başka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
هُوَ
O'ndan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْحَىُّ
daima diridir
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَىُّİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْقَيُّومُ
koruyup yöneticidir
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَيُّومُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat
لَا
O'nu tutmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تَأْخُذُهُۥ
biz almıştık
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْخُذُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
سِنَةٌ
ne bir uyuklama
İsim
Kök: وسن
Dilbilgisi (i'rab)
سِنَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَا
ve ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
نَوْمٌ
bir uyku
İsim
Kök: نوم
Dilbilgisi (i'rab)
نَوْمٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّهُۥ
O'nundur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
مَا
ne
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
فِى
varsa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
göklerde
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَٰوَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَمَا
ve ne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
فِى
varsa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerde
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
مَن
kimdir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimsoru
ذَا
ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
ٱلَّذِى
ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
يَشْفَعُ
şefaat edebilir
Fiil
Kök: شفع
Dilbilgisi (i'rab)
يَشْفَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عِندَهُۥٓ
kendisinin katında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
بِإِذْنِهِۦ
O'nun izni
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
إِذْنِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يَعْلَمُ
bilir
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مَا
olanı
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
بَيْنَ
onların önünde
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
أَيْدِيهِمْ
ellerinin
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَا
ve olanı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
خَلْفَهُمْ
arkalarında
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
خَلْفَİsimmekân zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَا
kavrayamazlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يُحِيطُونَ
onlar ise kavrayamazlar
Fiil
Kök: حوط
Dilbilgisi (i'rab)
يُحِيطُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِشَىْءٍ
hiçbir şey
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْ
O'nun ilminden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
عِلْمِهِۦٓ
ilim
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عِلْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
بِمَا
şeyler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
شَآءَ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَسِعَ
kaplamıştır
Fiil
Kök: وسع
Dilbilgisi (i'rab)
وَسِعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُرْسِيُّهُ
O'nun Kürsüsü
İsim
Kök: كرس
Dilbilgisi (i'rab)
كُرْسِيُّİsimeril، merfû (nominatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
gökleri
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَٰوَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَلَا
O'na ağır gelmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَـُٔودُهُۥ
O'nu yorar
Fiil
Kök: أود
Dilbilgisi (i'rab)
يَـُٔودُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
حِفْظُهُمَا
onları koru(yup gözet)mek
İsim
Kök: حفظ
Dilbilgisi (i'rab)
حِفْظُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
وَهُوَ
O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْعَلِىُّ
yücedir
İsim
Kök: علو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَلِىُّİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْعَظِيمُ
büyüktür
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَظِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Allah, O'ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah (ki) O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, hayatı elinde tutandır. Kendisini ne uyuklama tutar ne de uyku. Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi yalnızca O’na aittir. İzni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir ki! Onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. (Bildirmeyi) dilediklerinin dışında (hiç kimse) O’nun bilgisinden herhangi bir şeyi kuşatamaz. O’nun egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O yücedir, büyüktür.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Allah! There is no god but He,-the Living, the Self-subsisting, Eternal. No slumber can seize Him nor sleep. His are all things in the heavens and on earth. Who is there can intercede in His presence except as He permitteth? He knoweth what (appeareth to His creatures as) before or after or behind them. Nor shall they compass aught of His knowledge except as He willeth. His Throne doth extend over the heavens and the earth, and He feeleth no fatigue in guarding and preserving them for He is the Most High, the Supreme (in glory).

A. Yusuf Alipublic-domain

God: there is no god but Him, the Ever Living, the Ever Watchful.Neither slumber nor sleep overtakes Him. All that is in the heavens and in the earth belongs to Him. Who is there that can intercede with Him except by His leave? He knows what is before them and what is behind them, but they do not comprehend any of His knowledge except what He wills. His throne extends over the heavens and the earth; it does not weary Him to preserve them both. He is the Most High, the Tremendous.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Allah! There is no deity save Him, the Alive, the Eternal. Neither slumber nor sleep overtaketh Him. Unto Him belongeth whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth. Who is he that intercedeth with Him save by His leave? He knoweth that which is in front of them and that which is behind them, while they encompass nothing of His knowledge save what He will. His throne includeth the heavens and the earth, and He is never weary of preserving them. He is the Sublime, the Tremendous.

M. Pickthallpublic-domain

Allāh - there is no deity except Him, the Ever-Living, the Self-Sustaining. Neither drowsiness overtakes Him nor sleep. To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. Who is it that can intercede with Him except by His permission? He knows what is [presently] before them and what will be after them, and they encompass not a thing of His knowledge except for what He wills. His Kursī extends over the heavens and the earth, and their preservation tires Him not. And He is the Most High, the Most Great.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

الله الذي لا يستحق الألوهية والعبودية إلا هو، الحيُّ الذي له جميع معاني الحياة الكاملة كما يليق بجلاله، القائم على كل شيء، لا تأخذه سِنَة أي: نعاس، ولا نوم، كل ما في السماوات وما في الأرض ملك له، ولا يتجاسر أحد أن يشفع عنده إلا بإذنه، محيط علمه بجميع الكائنات ماضيها وحاضرها ومستقبلها، يعلم ما بين أيدي الخلائق من الأمور المستقبلة، وما خلفهم من الأمور الماضية، ولا يَطَّلعُ أحد من الخلق على شيء من علمه إلا بما أعلمه الله وأطلعه عليه. وسع كرسيه السماوات والأرض، والكرسي: هو موضع قدمي الرب -جل جلاله- ولا يعلم كيفيته إلا الله سبحانه، ولا يثقله سبحانه حفظهما، وهو العلي بذاته وصفاته على جميع مخلوقاته، الجامع لجميع صفات العظمة والكبرياء. وهذه الآية أعظم آية في القرآن، وتسمى: (آية الكرسي).

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?