← Sure 2

2:267

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِن طَيِّبَـٰتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّآ أَخْرَجْنَا لَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ ۖ وَلَا تَيَمَّمُوا۟ ٱلْخَبِيثَ مِنْهُ تُنفِقُونَ وَلَسْتُم بِـَٔاخِذِيهِ إِلَّآ أَن تُغْمِضُوا۟ فِيهِ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
Ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوٓا۟
iman eden(ler)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنفِقُوا۟
infak edin
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفِقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِن
iyilerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
طَيِّبَٰتِ
güzel ve temiz şeyleri
İsim
Kök: طيب
Dilbilgisi (i'rab)
طَيِّبَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
مَا
şeylerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
كَسَبْتُمْ
kazandıklarınız
Fiil
Kök: كسب
Dilbilgisi (i'rab)
كَسَبْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَمِمَّآ
ve şeylerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّآİsimism-i mevsûl
أَخْرَجْنَا
çıkardığımız
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْرَجْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَكُم
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
مِّنَ
yerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَلَا
kalkışmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَيَمَّمُوا۟
teyemmüm edin
Fiil
Kök: يمم
Dilbilgisi (i'rab)
تَيَمَّمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْخَبِيثَ
kötü şeyleri
İsim
Kök: خبث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَبِيثَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
مِنْهُ
sadaka vermeye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
تُنفِقُونَ
kendinize alamayacağınız
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
تُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَسْتُم
yoktur
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
لَسْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِـَٔاخِذِيهِ
başka şekilde
İsim
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔاخِذِيİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَّآ
göz yummadan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdathasr (sınırlama)
أَن
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تُغْمِضُوا۟
ondan
Fiil
Kök: غمض
Dilbilgisi (i'rab)
تُغْمِضُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِيهِ
bilin ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱعْلَمُوٓا۟
şüphesiz
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱعْلَمُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنَّ
Allah
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
zengindir
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
غَنِىٌّ
övülmüştür
İsim
Kök: غني
Dilbilgisi (i'rab)
غَنِىٌّİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
حَمِيدٌ
övülmüştür
İsim
Kök: حمد
Dilbilgisi (i'rab)
حَمِيدٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Ey İnananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin; iğrenmeden alamıyacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın müstağni ve övülmeye layık olduğunu bilin.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın değerli olanlarından ve yerden (topraktan) size rızık olarak çıkardıklarımızdan infak edin (verin)! (Size verilse), gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı infaka (vermeye) kalkışmayın! Bilin ki şüphesiz Allah zengindir, övgüye layıktır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! Give of the good things which ye have (honourably) earned, and of the fruits of the earth which We have produced for you, and do not even aim at getting anything which is bad, in order that out of it ye may give away something, when ye yourselves would not receive it except with closed eyes. And know that Allah is Free of all wants, and worthy of all praise.

A. Yusuf Alipublic-domain

You who believe, give charitably from the good things you have acquired and that We have produced for you from the earth. Do not give away the bad things that you yourself would only accept with your eyes closed: remember that God is self-sufficient, worthy of all praise.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! Spend of the good things which ye have earned, and of that which We bring forth from the earth for you, and seek not the bad (with intent) to spend thereof (in charity) when ye would not take it for yourselves save with disdain; and know that Allah is Absolute, Owner of Praise.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, spend from the good things which you have earned and from that which We have produced for you from the earth. And do not aim toward the defective therefrom, spending [from that] while you would not take it [yourself] except with closed eyes. And know that Allāh is Free of need and Praiseworthy.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا من آمنتم بي واتبعتم رسلي أنفقوا من الحلال الطيب الذي كسبتموه ومما أخرجنا لكم من الأرض، ولا تقصدوا الرديء منه لتعطوه الفقراء، ولو أُعطِيتموه لم تأخذوه إلا إذا تغاضيتم عما فيه من رداءة ونقص. فكيف ترضون لله ما لا ترضونه لأنفسكم؟ واعلموا أن الله الذي رزقكم غني عن صدقاتكم، مستحق للثناء، محمود في كل حال.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?