← Sure 2

2:30

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّى جَاعِلٌ فِى ٱلْأَرْضِ خَلِيفَةً ۖ قَالُوٓا۟ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ ۖ قَالَ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Kelime kelime

وَإِذْ
bir zamanlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبُّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبُّİsimeril، merfû (nominatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لِلْمَلَٰٓئِكَةِ
meleklere
İsim
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَلَٰٓئِكَةِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
إِنِّى
şüphesiz ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
جَاعِلٌ
yaratacağım
İsim
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَاعِلٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
خَلِيفَةً
bir halife
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
خَلِيفَةًİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَالُوٓا۟
dediler (melekler)
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَتَجْعَلُ
mi yaratacaksın?
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
تَجْعَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مَن
kimse
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
يُفْسِدُ
bozgunculuk yapan
Fiil
Kök: فسد
Dilbilgisi (i'rab)
يُفْسِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَيَسْفِكُ
döken
Fiil
Kök: سفك
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَسْفِكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلدِّمَآءَ
kan
İsim
Kök: دمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دِّمَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
وَنَحْنُ
oysa biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
نَحْنُİsimzamir، 1. çoğul
نُسَبِّحُ
tesbih ediyor
Fiil
Kök: سبح
Dilbilgisi (i'rab)
نُسَبِّحُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
بِحَمْدِكَ
seni överek
İsim
Kök: حمد
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
حَمْدِİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَنُقَدِّسُ
ve takdis ediyoruz
Fiil
Kök: قدس
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نُقَدِّسُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَكَ
seni
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كَİsimzamir، 2. tekil eril
قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَعْلَمُ
bilirim
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
مَا
şeyleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
لَا
değilsiniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تَعْلَمُونَ
siz biliyor
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti; melekler, "Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz" dediler; Allah "Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler): "A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani Rabbin meleklere “Ben yeryüzünde bir halife (sorumlu) görevlendireceğim” demişti. Onlar “Biz seni hamdinle (övgüyle) tesbih ediyor (yüceltiyor) ve kutsallıkla anıyorken, orada (yeryüzünde) bozgunculuk çıkarmakta ve kan dökmekte olanı (insanı) mı (halife olarak) görevlendiriyorsun?” demişlerdi. (Allah da onlara): “Şüphesiz ki sizin bilemeyeceğiniz şeyleri ben bilirim.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Behold, thy Lord said to the angels: "I will create a vicegerent on earth." They said: "Wilt Thou place therein one who will make mischief therein and shed blood?- whilst we do celebrate Thy praises and glorify Thy holy (name)?" He said: "I know what ye know not."

A. Yusuf Alipublic-domain

[Prophet], when your Lord told the angels, ‘I am putting a successor on earth,’ they said, ‘How can You put someone there who will cause damage and bloodshed, when we celebrate Your praise and proclaim Your holiness?’ but He said, ‘I know things you do not.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when thy Lord said unto the angels: Lo! I am about to place a viceroy in the earth, they said: Wilt thou place therein one who will do harm therein and will shed blood, while we, we hymn Thy praise and sanctify Thee? He said: Surely I know that which ye know not.

M. Pickthallpublic-domain

And [mention, O Muḥammad], when your Lord said to the angels, "Indeed, I will make upon the earth a successive authority." They said, "Will You place upon it one who causes corruption therein and sheds blood, while we exalt You with praise and declare Your perfection?" He [Allāh] said, "Indeed, I know that which you do not know."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكر -أيها الرسول- للناس حين قال ربك للملائكة: إني جاعل في الأرض قومًا يخلف بعضهم بعضًا لعمارتها. قالت: يا ربَّنا علِّمْنا وأَرْشِدْنا ما الحكمة في خلق هؤلاء، مع أنَّ من شأنهم الإفساد في الأرض واراقة الدماء ظلما وعدوانًا ونحن طوع أمرك، ننزِّهك التنزيه اللائق بحمدك وجلالك، ونمجِّدك بكل صفات الكمال والجلال؟ قال الله لهم: إني أعلم ما لا تعلمون من الحكمة البالغة في خلقهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?