← Sure 33

33:72

إِنَّا عَرَضْنَا ٱلْأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا ٱلْإِنسَـٰنُ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا

Kelime kelime

إِنَّا
şüphesiz biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَرَضْنَا
sunduk
Fiil
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
عَرَضْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلْأَمَانَةَ
emaneti
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَمَانَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
عَلَى
göklere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
göklerin
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَٰوَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلْأَرْضِ
ve yere
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَٱلْجِبَالِ
ve dağlara
İsim
Kök: جبل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جِبَالِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
فَأَبَيْنَ
fakat kaçındılar
Fiil
Kök: أبي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَبَيْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أَن
onu yüklenmekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَحْمِلْنَهَا
yüklendiğini
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْمِلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَأَشْفَقْنَ
ve korktular
Fiil
Kök: شفق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَشْفَقْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
مِنْهَا
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَحَمَلَهَا
ve onu yüklendi
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
حَمَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
ٱلْإِنسَٰنُ
insan
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنسَٰنُİsimeril، merfû (nominatif)
إِنَّهُۥ
doğrusu o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
كَانَ
çok zalimdir
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ظَلُومًا
çok haksızlık edendir
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلُومًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
جَهُولًا
çok cahildir
İsim
Kök: جهل
Dilbilgisi (i'rab)
جَهُولًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir)

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz emaneti (sorumluluğu) göklere, yere ve dağlara sunmuştuk da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler, (sorumluluğundan) korkmuşlardı. Onu insan yüklenmişti. Şüphesiz ki o (insan), çok zalimdir, çok cahildir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We did indeed offer the Trust to the Heavens and the Earth and the Mountains; but they refused to undertake it, being afraid thereof: but man undertook it;- He was indeed unjust and foolish;-

A. Yusuf Alipublic-domain

We offered the Trust to the heavens, the earth, and the mountains, yet they refused to undertake it and were afraid of it; mankind undertook it- they have always been inept and foolish.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! We offered the trust unto the heavens and the earth and the hills, but they shrank from bearing it and were afraid of it. And man assumed it. Lo! he hath proved a tyrant and a fool.

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, We offered the Trust to the heavens and the earth and the mountains, and they declined to bear it and feared it; but man [undertook to] bear it. Indeed, he was unjust and ignorant.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إنا عرضنا الأمانة -التي ائتمن الله عليها المكلَّفين من امتثال الأوامر واجتناب النواهي- على السموات والأرض والجبال، فأبين أن يحملنها، وخفن أن لا يقمن بأدائها، وحملها الإنسان والتزم بها على ضعفه، إنه كان شديد الظلم والجهل لنفسه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?