← Sure 2

2:93

وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَـٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَـٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱسْمَعُوا۟ ۖ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ ۚ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَـٰنُكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Kelime kelime

وَإِذْ
hani bir zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
أَخَذْنَا
almıştık
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
أَخَذْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِيثَٰقَكُمْ
kesin sözünüzü
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
مِيثَٰقَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَرَفَعْنَا
ve kaldırmıştık
Fiil
Kök: رفع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَفَعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَوْقَكُمُ
üzerinize
İsim
Kök: فوق
Dilbilgisi (i'rab)
فَوْقَİsimmekân zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلطُّورَ
Tur(dağın)ı
İsim
Kök: طور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
طُّورَİsimeril، mansûb (akuzatif)
خُذُوا۟
tutun
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
خُذُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَآ
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
ءَاتَيْنَٰكُم
size verdiğimiz
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِقُوَّةٍ
kuvvetle
İsim
Kök: قوي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قُوَّةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَٱسْمَعُوا۟
dinleyin (demiştik)
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱسْمَعُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَمِعْنَا
dinledik
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
سَمِعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَعَصَيْنَا
ve isyan ettik
Fiil
Kök: عصي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَصَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَأُشْرِبُوا۟
ve içirildi
Fiil
Kök: شرب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أُشْرِبُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
kalblerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِهِمُ
kalbleri
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعِجْلَ
buzağı (sevgisi)
İsim
Kök: عجل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِجْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بِكُفْرِهِمْ
inkarlarıyla
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُفْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
بِئْسَمَا
ne kötü şey
Fiil
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
بِئْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَاİsimism-i mevsûl
يَأْمُرُكُم
size emrediyor
Fiil
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْمُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهِۦٓ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦٓİsimzamir، 3. tekil eril
إِيمَٰنُكُمْ
imanınız
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
إِيمَٰنُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
كُنتُم
iseniz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مُّؤْمِنِينَ
inanan kimseler
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُّؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sizden kesin söz almış ve Tur'u tepenize dikmiştik, "Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin" demiştik "İşittik ve karşı geldik" dediler de inkarları yüzünden buzağı sevgisi kalblerine sindirildi. De ki, "Eğer inanmışsanız, imanınız size ne kötü şey emrediyor?"

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bir zamanlar size, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr'u tepenize kaldırıp mîsakınızı aldık. (O yahudiler): "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden o danayı yüreklerinde besleyip büyüttüler. De ki, " Eğer siz mümin kimseler iseniz, bu imanınız size ne çirkin şeyler emrediyor!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani sizden sağlam bir söz almış, üzerinize (Sînâ) Dağı(nı âdeta) kaldırmıştık. (Onlara) “Size verdiğimizi kuvvetle alın (ona sıkıca tutunun); (ondaki gerçekleri) dinleyin!” (demiştik). Onlar ise “İşittik ve isyan ettik.” demişlerdi. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı(ya tapma sevgisi) içirilmişti (doldurulmuştu). De ki: “(Böyle) inanıyorsanız, inancınız size ne kötü şeyler emrediyor!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And remember We took your covenant and We raised above you (the towering height) of Mount (Sinai): (Saying): "Hold firmly to what We have given you, and hearken (to the Law)": They said:" We hear, and we disobey:" And they had to drink into their hearts (of the taint) of the calf because of their Faithlessness. Say: "Vile indeed are the behests of your Faith if ye have any faith!"

A. Yusuf Alipublic-domain

Remember when We took your pledge, making the mountain tower above you, and said, ‘Hold on firmly to what We have given you, and listen to [what We say].’ They said, ‘We hear and we disobey,’ and through their disbelief they were made to drink [the love of] the calf deep into their hearts. Say, ‘How evil are the things your belief commands you to do, if you really are believers!’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when We made with you a covenant and caused the Mount to tower above you, (saying): Hold fast by that which We have given you, and hear (Our Word), they said: We hear and we rebel. And (worship of) the calf was made to sink into their hearts because of their rejection (of the covenant). Say (unto them): Evil is that which your belief enjoineth on you, if ye are believers.

M. Pickthallpublic-domain

And [recall] when We took your covenant and raised over you the mount, [saying], "Take what We have given you with determination and listen." They said [instead], "We hear and disobey." And their hearts absorbed [the worship of] the calf because of their disbelief. Say, "How wretched is that which your faith enjoins upon you, if you should be believers."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكروا حين أَخَذْنا عليكم عهدًا مؤكدًا بقَبول ما جاءكم به موسى من التوراة، فنقضتم العهد، فرفعنا جبل الطور فوق رؤوسكم، وقلنا لكم: خذوا ما آتيناكم بجدٍّ، واسمعوا وأطيعوا، وإلا أسقطنا الجبل عليكم، فقلتم: سمعنا قولك وعصينا أمرك؛ لأن عبادة العجل قد امتزجت بقلوبكم بسبب تماديكم في الكفر. قل لهم -أيها الرسول-: قَبُحَ ما يأمركم به إيمانكم من الكفر والضلال، إن كنتم مصدِّقين بما أنزل الله عليكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?