← Sure 20

20:72

قَالُوا۟ لَن نُّؤْثِرَكَ عَلَىٰ مَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَـٰتِ وَٱلَّذِى فَطَرَنَا ۖ فَٱقْضِ مَآ أَنتَ قَاضٍ ۖ إِنَّمَا تَقْضِى هَـٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَآ

Kelime kelime

قَالُوا۟
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَن
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَنEdatolumsuzluk
نُّؤْثِرَكَ
seni tercih edemeyiz
Fiil
Kök: أثر
Dilbilgisi (i'rab)
نُّؤْثِرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
عَلَىٰ
bize gelene
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَا
şeyleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
جَآءَنَا
bize geldi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِنَ
açık delillere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْبَيِّنَٰتِ
açık deliller
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَيِّنَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلَّذِى
ve kimseye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
فَطَرَنَا
bizi yaratan
Fiil
Kök: فطر
Dilbilgisi (i'rab)
فَطَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَٱقْضِ
o halde yap
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱقْضِFiilemir، 2. tekil eril
مَآ
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
أَنتَ
sen
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتَİsimzamir، 2. tekil eril
قَاضٍ
yapacağın
İsim
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
قَاضٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
إِنَّمَا
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
تَقْضِى
(istediğini) yapabilirsin
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
تَقْضِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
هَٰذِهِ
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذِهِİsimism-i işaret، dişil tekil
ٱلْحَيَوٰةَ
hayatında
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ٱلدُّنْيَآ
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَآİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

İman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin. Doğrusu biz, yanılmalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha iyi ve daha devamlıdır" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(İman eden sihirbazlar şöyle) dediler: "Bize gelen bu açık mucizeler ve bizi yaratana karşı, asla seni tercih edemeyiz. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Büyücüler) şöyle demişlerdi: “Bize gelen apaçık bilgilere ve bizi yoktan yaratana karşı asla seni tercih etmeyeceğiz. Yapacağını yap! Sen ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They said: "Never shall we regard thee as more than the Clear Signs that have come to us, or than Him Who created us! so decree whatever thou desirest to decree: for thou canst only decree (touching) the life of this world.

A. Yusuf Alipublic-domain

They said, ‘We shall never prefer you to the clear sign that has come to us, nor to Him who created us. So decide whatever you will: you can only decide matters of this present life-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They said: We choose thee not above the clear proofs that have come unto us, and above Him Who created us. So decree what thou wilt decree. Thou wilt end for us only this life of the world.

M. Pickthallpublic-domain

They said, "Never will we prefer you over what has come to us of clear proofs and [over] He who created us. So decree whatever you are to decree. You can only decree for this worldly life.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال السحرة لفرعون: لن نفضلك، فنطيعك، ونتبع دينك، على ما جاءنا به موسى من البينات الدالة على صدقه ووجوب متابعته وطاعة ربه، ولن نُفَضِّل ربوبيتك المزعومة على ربوبية اللهِ الذي خلقنا، فافعل ما أنت فاعل بنا، إنما سلطانك في هذه الحياة الدنيا، وما تفعله بنا، ما هو إلا عذاب منتهٍ بانتهائها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution