← Sure 21

21:74

وَلُوطًا ءَاتَيْنَـٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَنَجَّيْنَـٰهُ مِنَ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَت تَّعْمَلُ ٱلْخَبَـٰٓئِثَ ۗ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمَ سَوْءٍ فَـٰسِقِينَ

Kelime kelime

وَلُوطًا
ve Lut'a
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لُوطًاİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
ءَاتَيْنَٰهُ
verdik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
حُكْمًا
hüküm
İsim
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
حُكْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَعِلْمًا
ve ilim
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عِلْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَنَجَّيْنَٰهُ
ve onu kurtardık
Fiil
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَجَّيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنَ
bir kentten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقَرْيَةِ
kentten
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَرْيَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلَّتِى
ki (onlar)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّتِىİsimism-i mevsûl، dişil tekil
كَانَت
idiler
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَتFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
تَّعْمَلُ
işler yapıyor
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَّعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
ٱلْخَبَٰٓئِثَ
çirkin
İsim
Kök: خبث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَبَٰٓئِثَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
إِنَّهُمْ
gerçekten onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَانُوا۟
idiler
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَوْمَ
bir kavim
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
سَوْءٍ
kötü
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سَوْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَٰسِقِينَ
yoldan çıkan
İsim
Kök: فسق
Dilbilgisi (i'rab)
فَٰسِقِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Lut'a da hüküm ve ilim verdik; onu, çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir milletti.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz Lût'a da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar kötü, fasık bir kavimdi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Lut’a gelince, ona da doğru hüküm verme yeteneği ve ilim vermiştik. Onu çirkin işler yapmakta olan şehir (halkın)dan kurtarmıştık. Şüphesiz ki onlar kötü iş yapan, yoldan çıkan bir toplumdu.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And to Lut, too, We gave Judgment and Knowledge, and We saved him from the town which practised abominations: truly they were a people given to Evil, a rebellious people.

A. Yusuf Alipublic-domain

We gave Lot sound judgement and knowledge and saved him from the community who practised obscenities- they were shameless people who broke God’s law!

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And unto Lot we gave judgment and knowledge, and We delivered him from the community that did abominations. Lo! they were folk of evil, lewd.

M. Pickthallpublic-domain

And to Lot We gave judgement and knowledge, and We saved him from the city that was committing wicked deeds. Indeed, they were a people of evil, defiantly disobedient.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وآتينا لوطًا النبوة وفصل القضاء بين الخصوم وعلمًا بأمر الله ودينه، ونجيناه من قريته "سدوم" التي كان يعمل أهلها الخبائث. إنهم كانوا بسبب الخبائث والمنكرات التي يأتونها أهل سوء وقُبْح، خارجين عن طاعة الله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution