← Sure 24

24:54

قُلْ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ ۖ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْهِ مَا حُمِّلَ وَعَلَيْكُم مَّا حُمِّلْتُمْ ۖ وَإِن تُطِيعُوهُ تَهْتَدُوا۟ ۚ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَـٰغُ ٱلْمُبِينُ

Kelime kelime

قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
أَطِيعُوا۟
ita'at edin
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
أَطِيعُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَأَطِيعُوا۟
ve ita'at edin
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَطِيعُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلرَّسُولَ
Rasule
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّسُولَİsimeril، mansûb (akuzatif)
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
تَوَلَّوْا۟
dönerseniz
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَلَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَإِنَّمَا
artık ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
عَلَيْهِ
onun sorumluluğu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَا
şeydir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
حُمِّلَ
kendisine yükletilen
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
حُمِّلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
وَعَلَيْكُم
ve sizin sorumluluğunuz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّا
şeydir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
حُمِّلْتُمْ
size yükletilen
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
حُمِّلْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تُطِيعُوهُ
ona ita'at ederseniz
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
تُطِيعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
تَهْتَدُوا۟
doğru yolu bulursunuz
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
تَهْتَدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَمَا
ve değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
عَلَى
düşen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلرَّسُولِ
Rasule
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّسُولِİsimeril، mecrûr (genitif)
إِلَّا
başka bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱلْبَلَٰغُ
duyurmaktan
İsim
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَلَٰغُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْمُبِينُ
açık bir şekilde
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُبِينُİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)

Meal

TR

De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

De ki: Allah'a itaat edin; Peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin ki, Peygamberin sorumluluğu kendine yüklenen, sizin sorumluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulmuş olursunuz. Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

De ki: “Allah’a itaat edin; Elçi'ye de itaat edin! Yüz çevirirseniz (onun sorumluluğu) kendisine yüklenen (tebliğ görevini yapmak)tır; sizin (sorumluluğunuz da) size yüklenen (görevleri yerine getirmeniz)dir. Ona itaat ederseniz, doğru yola ulaşmış olursunuz! Elçi'ye düşen, sadece apaçık tebliğdir.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Say: "Obey Allah, and obey the Messenger: but if ye turn away, he is only responsible for the duty placed on him and ye for that placed on you. If ye obey him, ye shall be on right guidance. The Messenger's duty is only to preach the clear (Message).

A. Yusuf Alipublic-domain

Say, ‘Obey God; obey the Messenger. If you turn away, [know that] he is responsible for the duty placed upon him, and you are responsible for the duty placed upon you. If you obey him, you will be rightly guided, but the Messenger’s duty is only to deliver the message clearly.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Say: Obey Allah and obey the messenger. But if ye turn away, then (it is) for him (to do) only that wherewith he hath been charged, and for you (to do) only that wherewith ye have been charged. If ye obey him, ye will go aright. But the messenger hath no other charge than to convey (the message) plainly.

M. Pickthallpublic-domain

Say, "Obey Allāh and obey the Messenger; but if you turn away - then upon him is only that [duty] with which he has been charged, and upon you is that with which you have been charged. And if you obey him, you will be [rightly] guided. And there is not upon the Messenger except the [responsibility for] clear notification."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قل - أيها الرسول - للناس: أطيعوا الله وأطيعوا الرسول، فإن أعرضوا فإنما على الرسول فِعْلُ ما أُمر به من تبليغ الرسالة، وعلى الجميع فِعْلُ ما كُلِّفوه من الامتثال، وإن تطيعوه ترشدوا إلى الحق، وليس على الرسول إلا أن يبلغ رسالة ربه بلاغًا بينًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?