← Sure 42

42:48

فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَمَآ أَرْسَلْنَـٰكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا ۖ إِنْ عَلَيْكَ إِلَّا ٱلْبَلَـٰغُ ۗ وَإِنَّآ إِذَآ أَذَقْنَا ٱلْإِنسَـٰنَ مِنَّا رَحْمَةً فَرِحَ بِهَا ۖ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ فَإِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ كَفُورٌ

Kelime kelime

فَإِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنْEdatşart
أَعْرَضُوا۟
yüz çevirirlerse
Fiil
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْرَضُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَمَآ
biz seni göndermedik
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَآEdatolumsuzluk
أَرْسَلْنَٰكَ
seni gönderdik
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْسَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
عَلَيْهِمْ
onların üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَفِيظًا
bekçi
İsim
Kök: حفظ
Dilbilgisi (i'rab)
حَفِيظًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنْ
değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatolumsuzluk
عَلَيْكَ
sana düşen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِلَّا
başkası
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱلْبَلَٰغُ
duyurmaktan
İsim
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَلَٰغُİsimeril، merfû (nominatif)
وَإِنَّآ
elbette biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
آİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِذَآ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَآİsimzaman zarfı
أَذَقْنَا
taddırdığımız
Fiil
Kök: ذوق
Dilbilgisi (i'rab)
أَذَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلْإِنسَٰنَ
insana
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنسَٰنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مِنَّا
bizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَّEdatharf-i cer (edat)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رَحْمَةً
bir rahmet
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَحْمَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَرِحَ
sevinir
Fiil
Kök: فرح
Dilbilgisi (i'rab)
فَرِحَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِهَا
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
وَإِن
ama eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تُصِبْهُمْ
başlarına gelirse
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
تُصِبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَيِّئَةٌۢ
bir kötülük
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سَيِّئَةٌۢİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِمَا
dolayı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
قَدَّمَتْ
öne sürdüğü işlerden
Fiil
Kök: قدم
Dilbilgisi (i'rab)
قَدَّمَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
أَيْدِيهِمْ
ellerinin
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَإِنَّ
şüphesiz hemen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلْإِنسَٰنَ
insan
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنسَٰنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَفُورٌ
nankör olur
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفُورٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik; sana düşen sadece tebliğdir. Doğrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey Muhammed! Eğer onlar yüz çevirirlerse bilsinler ki, biz seni onların üzerine bir bekçi olarak göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir, ama elleriyle yaptıkları yüzünden kendilerine bir kötülük isabet ederse, o zaman görürsün ki insan çok nankördür.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yüz çevirirlerse, biz seni onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Sana düşen (görev), sadece tebliğdir. Biz insana katımızdan bir rahmet (bolluk) tattırdığımız zaman ona sevinir. Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse, şüphesiz ki insan çok nankördür!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If then they run away, We have not sent thee as a guard over them. Thy duty is but to convey (the Message). And truly, when We give man a taste of a Mercy from Ourselves, he doth exult thereat, but when some ill happens to him, on account of the deeds which his hands have sent forth, truly then is man ungrateful!

A. Yusuf Alipublic-domain

If they still turn away [remember that], We have not sent you [Prophet] to be their guardian: your only duty is to deliver the message. When We give man a taste of Our mercy, he rejoices in it, but if some harm befalls him on account of what he has done with his own hands, then he is ungrateful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But if they are averse, We have not sent thee as a warder over them. Thine is only to convey (the message). And lo! when We cause man to taste of mercy from Us he exulteth therefor. And if some evil striketh them because of that which their own hands have sent before, then lo! man is an ingrate.

M. Pickthallpublic-domain

But if they turn away - then We have not sent you, [O Muḥammad], over them as a guardian; upon you is only [the duty of] notification. And indeed, when We let man taste mercy from Us, he rejoices in it; but if evil afflicts him for what his hands have put forth, then indeed, man is ungrateful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فإن أعرض هؤلاء المشركون -أيها الرسول- عن الإيمان بالله فما أرسلناك عليهم حافظًا لأعمالهم حتى تحاسبهم عليها، ما عليك إلا البلاغ. وإنَّا إذا أعطينا الإنسان منا رحمة مِن غنى وسَعَة في المال وغير ذلك، فَرِح وسُرَّ، وإن تصبهم مصيبة مِن فقر ومرض وغير ذلك بسبب ما قدمته أيديهم من معاصي الله، فإن الإنسان جحود يعدِّد المصائب، وينسى النعم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?