← Sure 24

24:55

وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ كَمَا ٱسْتَخْلَفَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ ٱلَّذِى ٱرْتَضَىٰ لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّنۢ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا ۚ يَعْبُدُونَنِى لَا يُشْرِكُونَ بِى شَيْـًٔا ۚ وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَـٰسِقُونَ

Kelime kelime

وَعَدَ
va'detmiştir
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
ٱلَّذِينَ
kimselere
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lara)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنكُمْ
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlara
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَمِلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
iyi işler
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰلِحَٰتِİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، mecrûr (genitif)
لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ
onları hükümran kılacaktır
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
يَسْتَخْلِفَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
كَمَا
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
ٱسْتَخْلَفَ
hükümran kıldığı
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَخْلَفَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
مِن
onlardan önceki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِهِمْ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَيُمَكِّنَنَّ
ve sağlamlaştıracaktır
Fiil
Kök: مكن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
يُمَكِّنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
لَهُمْ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
دِينَهُمُ
dinlerini
İsim
Kök: دين
Dilbilgisi (i'rab)
دِينَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلَّذِى
razı olduğu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
ٱرْتَضَىٰ
razı
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱرْتَضَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُمْ
kendileri için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
وَلَيُبَدِّلَنَّهُم
ve onları erdirecektir
Fiil
Kök: بدل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
يُبَدِّلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنۢ
ardından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
خَوْفِهِمْ
korkularının
İsim
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
خَوْفِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَمْنًا
(tam) bir güvene
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يَعْبُدُونَنِى
bana kulluk edecekler
Fiil
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْبُدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
لَا
ortak koşmayacaklar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُشْرِكُونَ
onların ortak koştukları
Fiil
Kök: شرك
Dilbilgisi (i'rab)
يُشْرِكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِى
bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ىİsimzamir، 1. tekil
شَيْـًٔا
hiçbir şeyi
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَمَن
ama kim(ler)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
كَفَرَ
inkar ederse
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بَعْدَ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدَİsimzaman zarfı، mansûb (akuzatif)
ذَٰلِكَ
bundan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
işte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
هُمُ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْفَٰسِقُونَ
yoldan çıkanlardır
İsim
Kök: فسق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَٰسِقُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Allah, içinizden inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslâm'ı) onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağnı vaad etti. Çünkü onlar bana kulluk ederler. Hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte bunlar asıl büyük günahkarlardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah sizden iman edip iyi işler yapanlara, kendilerinden öncekileri halife (sorumlu) kıldığı gibi onları da yeryüzüne halife (sorumlu) kılacağını, onlar için uygun gördüğü dini (İslam’ı) güçlendireceğini ve (geçirdikleri) korkularından sonra kendilerine güven sağlayacağını vadetmiştir. (Çünkü) onlar, bana kulluk eder; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, işte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Allah has promised, to those among you who believe and work righteous deeds, that He will, of a surety, grant them in the land, inheritance (of power), as He granted it to those before them; that He will establish in authority their religion - the one which He has chosen for them; and that He will change (their state), after the fear in which they (lived), to one of security and peace: 'They will worship Me (alone) and not associate aught with Me. 'If any do reject Faith after this, they are rebellious and wicked.

A. Yusuf Alipublic-domain

God has made a promise to those among you who believe and do good deeds: He will make them successors to the land, as He did those who came before them; He will empower the religion He has chosen for them; He will grant them security to replace their fear. ‘They will worship Me and not join anything with Me.’ Those who are defiant after that will be the rebels.-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Allah hath promised such of you as believe and do good work that He will surely make them to succeed (the present rulers) in the earth even as He caused those who were before them to succeed (others); and that He will surely establish for them their religion which He hath approved for them, and will give them in exchange safety after their fear. They serve Me. They ascribe no thing as partner unto Me. Those who disbelieve henceforth, they are the miscreants.

M. Pickthallpublic-domain

Allāh has promised those who have believed among you and done righteous deeds that He will surely grant them succession [to authority] upon the earth just as He granted it to those before them and that He will surely establish for them [therein] their religion which He has preferred for them and that He will surely substitute for them, after their fear, security, [for] they worship Me, not associating anything with Me. But whoever disbelieves after that - then those are the defiantly disobedient.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وعد الله بالنصر الذين آمنوا منكم وعملوا الأعمال الصالحة، بأن يورثهم أرض المشركين، ويجعلهم خلفاء فيها، مثلما فعل مع أسلافهم من المؤمنين بالله ورسله، وأن يجعل دينهم الذي ارتضاه لهم- وهو الإسلام- دينًا عزيزًا مكينًا، وأن يبدل حالهم من الخوف إلى الأمن، إذا عبدوا الله وحده، واستقاموا على طاعته، ولم يشركوا معه شيئًا، ومن كفر بعد ذلك الاستخلاف والأمن والتمكين والسلطنة التامة، وجحد نِعَم الله، فأولئك هم الخارجون عن طاعة الله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?