← Sure 27

27:18

حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَوْا۟ عَلَىٰ وَادِ ٱلنَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّمْلُ ٱدْخُلُوا۟ مَسَـٰكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَـٰنُ وَجُنُودُهُۥ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Kelime kelime

حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَآ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَآİsimzaman zarfı
أَتَوْا۟
geldikleri
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
وَادِ
vadisi
İsim
Kök: ودي
Dilbilgisi (i'rab)
وَادِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلنَّمْلِ
karınca
İsim
Kök: نمل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّمْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
قَالَتْ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
نَمْلَةٌ
bir karınca
İsim
Kök: نمل
Dilbilgisi (i'rab)
نَمْلَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
يَٰٓأَيُّهَا
ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلنَّمْلُ
karıncalar
İsim
Kök: نمل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّمْلُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱدْخُلُوا۟
girin
Fiil
Kök: دخل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱدْخُلُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَسَٰكِنَكُمْ
yuvalarınıza
İsim
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
مَسَٰكِنَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَا
sizi ezmesinler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَحْطِمَنَّكُمْ
sizi ezmesin diye
Fiil
Kök: حطم
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْطِمَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
سُلَيْمَٰنُ
Süleyman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
سُلَيْمَٰنُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَجُنُودُهُۥ
ve orduları
İsim
Kök: جند
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جُنُودُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَهُمْ
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
لَا
farkında olmayarak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَشْعُرُونَ
farkında
Fiil
Kök: شعر
Dilbilgisi (i'rab)
يَشْعُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Sonunda, karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman'ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Nihayet karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonunda Karınca Vadisi’ne geldikleri zaman bir karınca “Ey karıncalar! Meskenlerinize (yuvalarınıza) girin! Süleyman ve ordusu, farkına varmadan sizi ezip kırmasın!” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

At length, when they came to a (lowly) valley of ants, one of the ants said: "O ye ants, get into your habitations, lest Solomon and his hosts crush you (under foot) without knowing it."

A. Yusuf Alipublic-domain

and when they came to the Valley of the Ants, one ant said, ‘Ants! Go into your homes, in case Solomon and his hosts unwittingly crush you.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Till, when they reached the Valley of the Ants, an ant exclaimed: O ants! Enter your dwellings lest Solomon and his armies crush you, unperceiving.

M. Pickthallpublic-domain

Until, when they came upon the valley of the ants, an ant said, "O ants, enter your dwellings that you not be crushed by Solomon and his soldiers while they perceive not."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

حتى إذا بلغوا وادي النمل قالت نملة: يا أيها النمل ادخلوا مساكنكم لا يهلكنَّكم سليمان وجنوده، وهم لا يعلمون بذلك. فتبسم ضاحكًا من قول هذه النملة لفهمها واهتدائها إلى تحذير النمل، واستشعر نعمة الله عليه، فتوجَّه إليه داعيًا: ربِّ ألْهِمْني، ووفقني، أن أشكر نعمتك التي أنعمت عليَّ وعلى والديَّ، وأن أعمل عملا صالحًا ترضاه مني، وأدخلني برحمتك في نعيم جنتك مع عبادك الصالحين الذين ارتضيت أعمالهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution