← Sure 27

27:19

فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِّن قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَـٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَدْخِلْنِى بِرَحْمَتِكَ فِى عِبَادِكَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

Kelime kelime

فَتَبَسَّمَ
tebessüm etti
Fiil
Kök: بسم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
تَبَسَّمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ضَاحِكًا
gülümseyerek
İsim
Kök: ضحك
Dilbilgisi (i'rab)
ضَاحِكًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّن
onun sözüne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَوْلِهَا
söz
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْلِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَقَالَ
ve dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبِّ
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mansûb (akuzatif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
أَوْزِعْنِىٓ
gönlüme ilham eyle
Fiil
Kök: وزع
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْزِعْFiilemir، 2. tekil eril
نِىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَنْ
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْEdatmasdar bağlacı
أَشْكُرَ
şükredeyim
Fiil
Kök: شكر
Dilbilgisi (i'rab)
أَشْكُرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
نِعْمَتَكَ
ni'metine
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
نِعْمَتَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ٱلَّتِىٓ
lutfettiğin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّتِىٓİsimism-i mevsûl، dişil tekil
أَنْعَمْتَ
lutfettiğin ni'metler
Fiil
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْعَمْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
عَلَىَّ
bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىَّEdatharf-i cer (edat)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
وَعَلَىٰ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
وَٰلِدَىَّ
anama babama
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَٰلِدَىَّİsimeril ikil، mecrûr (genitif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
وَأَنْ
ve diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنْEdatmasdar bağlacı
أَعْمَلَ
yapayım
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْمَلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
صَٰلِحًا
faydalı bir iş
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰلِحًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
تَرْضَىٰهُ
senin beğeneceğin
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
تَرْضَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَأَدْخِلْنِى
ve beni sok
Fiil
Kök: دخل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَدْخِلْFiilemir، 2. tekil eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
بِرَحْمَتِكَ
rahmetinle
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
رَحْمَتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فِى
arasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
عِبَادِكَ
kullarının
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عِبَادِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ٱلصَّٰلِحِينَ
iyi
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰلِحِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Süleyman, onun sözüne hafifçe güldü ve: "Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde, hoşnut olacağın işi yapmakta beni muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kullarının arasına koy" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Süleyman) onun sözüne gülümseyerek dedi ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Süleyman, karıncanın) sözünden dolayı neşeyle tebessüm etmiş ve şöyle demişti: “Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimet(ler)e şükretmemde ve razı olacağın iyi iş(ler) yapmamda beni başarılı kıl! Beni merhametinle iyi kullarının arasına kat!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So he smiled, amused at her speech; and he said: "O my Lord! so order me that I may be grateful for Thy favours, which thou hast bestowed on me and on my parents, and that I may work the righteousness that will please Thee: And admit me, by Thy Grace, to the ranks of Thy righteous Servants."

A. Yusuf Alipublic-domain

Solomon smiled broadly at her words and said, ‘Lord, inspire me to be thankful for the blessings You have granted me and my parents, and to do good deeds that please You; admit me by Your grace into the ranks of Your righteous servants.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And (Solomon) smiled, laughing at her speech, and said: My Lord, arouse me to be thankful for Thy favour wherewith Thou hast favoured me and my parents, and to do good that shall be pleasing unto Thee, and include me in (the number of) Thy righteous slaves.

M. Pickthallpublic-domain

So [Solomon] smiled, amused at her speech, and said, "My Lord, enable me to be grateful for Your favor which You have bestowed upon me and upon my parents and to do righteousness of which You approve. And admit me by Your mercy into [the ranks of] Your righteous servants."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

حتى إذا بلغوا وادي النمل قالت نملة: يا أيها النمل ادخلوا مساكنكم لا يهلكنَّكم سليمان وجنوده، وهم لا يعلمون بذلك. فتبسم ضاحكًا من قول هذه النملة لفهمها واهتدائها إلى تحذير النمل، واستشعر نعمة الله عليه، فتوجَّه إليه داعيًا: ربِّ ألْهِمْني، ووفقني، أن أشكر نعمتك التي أنعمت عليَّ وعلى والديَّ، وأن أعمل عملا صالحًا ترضاه مني، وأدخلني برحمتك في نعيم جنتك مع عبادك الصالحين الذين ارتضيت أعمالهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?