← Sure 27

27:22

فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ وَجِئْتُكَ مِن سَبَإٍۭ بِنَبَإٍ يَقِينٍ

Kelime kelime

فَمَكَثَ
geldi
Fiil
Kök: مكث
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَكَثَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
غَيْرَ
çok geçmeden
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بَعِيدٍ
uzak
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعِيدٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَقَالَ
ve dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَحَطتُ
ben gördüm
Fiil
Kök: حوط
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَطFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
بِمَا
bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
لَمْ
senin görmediğin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَمْEdatolumsuzluk
تُحِطْ
kuşatmıştır
Fiil
Kök: حوط
Dilbilgisi (i'rab)
تُحِطْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
بِهِۦ
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَجِئْتُكَ
ve sana getirdim
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جِئْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِن
Sebadan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
سَبَإٍۭ
Sebe (oğulların)ın
İsim
Kök: سبأ
Dilbilgisi (i'rab)
سَبَإٍۭİsimözel isim، mecrûr (genitif)
بِنَبَإٍ
bir haber
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَبَإٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
يَقِينٍ
gerçek
İsim
Kök: يقن
Dilbilgisi (i'rab)
يَقِينٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: "Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Çok geçmeden (Hüdhüd) gelmiş ve şöyle demişti: “Ben senin bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sebe’den sana kesin bir haber getirdim.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But the Hoopoe tarried not far: he (came up and) said: "I have compassed (territory) which thou hast not compassed, and I have come to thee from Saba with tidings true.

A. Yusuf Alipublic-domain

But the hoopoe did not stay away long: he came and said, ‘I have learned something you did not know: I come to you from Sheba with firm news.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

But he was not long in coming, and he said: I have found out (a thing) that thou apprehendest not, and I come unto thee from Sheba with sure tidings.

M. Pickthallpublic-domain

But he [i.e., the hoopoe] stayed not long and said, "I have encompassed [in knowledge] that which you have not encompassed, and I have come to you from Sheba with certain news.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فمكث الهدهد زمنًا غير بعيد ثم حضر فعاتبه سليمان على مغيبه وتخلُّفه، فقال له الهدهد: علمت ما لم تعلمه من الأمر على وجه الإحاطة، وجئتك من مدينة "سبأ" بـ "اليمن" بخبر خطير الشأن، وأنا على يقين منه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular