← Sure 27

27:34

قَالَتْ إِنَّ ٱلْمُلُوكَ إِذَا دَخَلُوا۟ قَرْيَةً أَفْسَدُوهَا وَجَعَلُوٓا۟ أَعِزَّةَ أَهْلِهَآ أَذِلَّةً ۖ وَكَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

Kelime kelime

قَالَتْ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلْمُلُوكَ
hükümdarlar
İsim
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُلُوكَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
دَخَلُوا۟
girdikleri
Fiil
Kök: دخل
Dilbilgisi (i'rab)
دَخَلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَرْيَةً
bir ülkeye
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
قَرْيَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَفْسَدُوهَا
orayı bozarlar
Fiil
Kök: فسد
Dilbilgisi (i'rab)
أَفْسَدُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَجَعَلُوٓا۟
ve kılarlar
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَعِزَّةَ
şereflilerini
İsim
Kök: عزز
Dilbilgisi (i'rab)
أَعِزَّةَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
أَهْلِهَآ
halkının
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
أَذِلَّةً
zillet içinde
İsim
Kök: ذلل
Dilbilgisi (i'rab)
أَذِلَّةًİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَكَذَٰلِكَ
ve böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
يَفْعَلُونَ
yaparlar
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْعَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Melike: "Doğrusu hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman orasını bozarlar, onurlu kimselerini aşağılık yaparlar. İşte böyle davranırlar. Ben onlara bir hediye göndereyim de, elçilerin ne ile döneceklerine bakayım" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Melike, "Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi orayı perişan ederler ve halkının ulularını hakir hâle getirirler. (Herhalde) Onlar da böyle yapacaklardır" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Belkıs) şöyle demişti: “Hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman orayı perişan eder ve halkının itibarlılarını alçaltırlar. (Herhâlde) onlar da böyle yapacaklar(dır).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

She said: "Kings, when they enter a country, despoil it, and make the noblest of its people its meanest thus do they behave.

A. Yusuf Alipublic-domain

She said, ‘Whenever kings go into a city, they ruin it and humiliate its leaders- that is what they do-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

She said: Lo! kings, when they enter a township, ruin it and make the honour of its people shame. Thus will they do.

M. Pickthallpublic-domain

She said, "Indeed kings - when they enter a city, they ruin it and render the honored of its people humbled. And thus do they do.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قالت محذرةً لهم من مواجهة سليمان بالعداوة، ومبيِّنة لهم سوء مغبَّة القتال: إن الملوك إذا دخلوا بجيوشهم قريةً عنوةً وقهرًا خرَّبوها وصيَّروا أعزَّة أهلها أذلة، وقتلوا وأسروا، وهذه عادتهم المستمرة الثابتة لحمل الناس على أن يهابوهم. وإني مرسلة إلى سليمان وقومه بهديَّة مشتملة على نفائس الأموال أصانعه بها، ومنتظرة ما يرجع به الرسل.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution