← Sure 27

27:37

ٱرْجِعْ إِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُم بِجُنُودٍ لَّا قِبَلَ لَهُم بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُم مِّنْهَآ أَذِلَّةً وَهُمْ صَـٰغِرُونَ

Kelime kelime

ٱرْجِعْ
dön (söyle)
Fiil
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱرْجِعْFiilemir، 2. tekil eril
إِلَيْهِمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلَنَأْتِيَنَّهُم
onlara gelirim
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَEdattekit، ön ek
نَأْتِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِجُنُودٍ
ordularla
İsim
Kök: جند
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
جُنُودٍİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّا
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
قِبَلَ
karşı koyamayacakları
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قِبَلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
لَهُم
kendilerinin;
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
بِهَا
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
وَلَنُخْرِجَنَّهُم
ve onları sürüp çıkarırım
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
نُخْرِجَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنْهَآ
oradan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
أَذِلَّةً
zilletle
İsim
Kök: ذلل
Dilbilgisi (i'rab)
أَذِلَّةًİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَهُمْ
ve onları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
صَٰغِرُونَ
hor ve hakir olarak
İsim
Kök: صغر
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰغِرُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Süleyman'a geldiklerinde: "Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"(Ey elçi) Onlara var (söyle); iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!"

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Ey elçi!) Onlara (kavmine) dön (ve de ki): “Kendilerine asla karşı koyamayacakları orduyla geleceğiz; onları aşağılanmış bir şekilde hor ve değersiz olarak oradan çıkaracağız.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"Go back to them, and be sure we shall come to them with such hosts as they will never be able to meet: We shall expel them from there in disgrace, and they will feel humbled (indeed)."

A. Yusuf Alipublic-domain

Go back to your people: we shall certainly come upon them with irresistible forces, and drive them, disgraced and humbled, from their land.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Return unto them. We verily shall come unto them with hosts that they cannot resist, and we shall drive them out from thence with shame, and they will be abased.

M. Pickthallpublic-domain

Return to them, for we will surely come to them with soldiers that they will be powerless to encounter, and we will surely expel them therefrom in humiliation, and they will be debased."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال سليمان عليه السلام لرسول أهل "سبأ": ارجع إليهم، فوالله لنأتينَّهم بجنود لا طاقة لهم بمقاومتها ومقابلتها، ولنخرجنَّهم مِن أرضهم أذلة وهم صاغرون مهانون، إن لم ينقادوا لدين الله وحده، ويتركوا عبادة من سواه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution