← Sure 28

28:57

وَقَالُوٓا۟ إِن نَّتَّبِعِ ٱلْهُدَىٰ مَعَكَ نُتَخَطَّفْ مِنْ أَرْضِنَآ ۚ أَوَلَمْ نُمَكِّن لَّهُمْ حَرَمًا ءَامِنًا يُجْبَىٰٓ إِلَيْهِ ثَمَرَٰتُ كُلِّ شَىْءٍ رِّزْقًا مِّن لَّدُنَّا وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Kelime kelime

وَقَالُوٓا۟
ve dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
نَّتَّبِعِ
biz uyarsak
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
نَّتَّبِعِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلْهُدَىٰ
doğru yola
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
هُدَىٰİsimeril، mansûb (akuzatif)
مَعَكَ
seninle beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
نُتَخَطَّفْ
atılırız
Fiil
Kök: خطف
Dilbilgisi (i'rab)
نُتَخَطَّفْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 1. çoğul
مِنْ
yurdumuzdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَرْضِنَآ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَوَلَمْ
biz bir mekan vermedik mi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
وَEdatek bağlaç، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
نُمَكِّن
bir imkan verdik
Fiil
Kök: مكن
Dilbilgisi (i'rab)
نُمَكِّنFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَّهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
حَرَمًا
dokunulmaz
İsim
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
حَرَمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ءَامِنًا
güvenli
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامِنًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
يُجْبَىٰٓ
toplanıp getirildiği
Fiil
Kök: جبي
Dilbilgisi (i'rab)
يُجْبَىٰٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
إِلَيْهِ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ثَمَرَٰتُ
ürünlerinin
İsim
Kök: ثمر
Dilbilgisi (i'rab)
ثَمَرَٰتُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
şeyin
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
رِّزْقًا
bir rızık olarak
İsim
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رِّزْقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّن
kendi katımızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
لَّدُنَّا
bizi
İsim
Kök: لدن
Dilbilgisi (i'rab)
لَّدُنَّİsimmecrûr (genitif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَلَٰكِنَّ
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَٰكِنَّEdatmansûb (akuzatif)
أَكْثَرَهُمْ
çokları
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْثَرَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
bilmezler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَعْلَمُونَ
bilen
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

"Seninle beraber doğru yolda gidersek, yurdumuzdan ediliriz" dediler. Onları katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün toplandığı güvenli ve kutlu bir yere yerleştirmedik mi? Ama çoğu bilmezler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Biz seninle beraber doğru yola uyarsak, yurdumuzdan atılırız" dediler. Biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekkei Mükerreme'ye) yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(İnkârcılar) “Biz seninle birlikte o doğru yola uyarsak, yerimizden (yurdumuzdan) atılırız!” demişlerdi. Onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürünlerinin toplanıp getirildiği güvenli, dokunulmaz bir yere (Mekke’ye) yerleştiren de biz değil miydik! Fakat onların çoğu (bu gerçeği) bilmezler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They say: "If we were to follow the guidance with thee, we should be snatched away from our land." Have We not established for them a secure sanctuary, to which are brought as tribute fruits of all kinds,- a provision from Ourselves? but most of them understand not.

A. Yusuf Alipublic-domain

They say, ‘If we were to follow guidance with you [Prophet], we would be swept from our land.’ Have We not established for them a secure sanctuary where every kind of produce is brought, as a provision from Us? But most of them do not comprehend.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And they say: If we were to follow the Guidance with thee we should be torn out of our land. Have We not established for them a sure sanctuary, whereunto the produce of all things is brought (in trade), a provision from Our presence? But most of them know not.

M. Pickthallpublic-domain

And they [i.e., the Quraysh] say, "If we were to follow the guidance with you, we would be swept from our land." Have We not established for them a safe sanctuary to which are brought the fruits of all things as provision from Us? But most of them do not know.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال كفار "مكة": إن نتبع الحق الذي جئتنا به، ونتبرأ من الأولياء والآلهة، نُتَخَطَّفْ من أرضنا بالقتل والأسر ونهب الأموال، أولم نجعلهم متمكنين في بلد آمن، حرَّمنا على الناس سفك الدماء فيه، يُجلب إليه ثمرات كل شيء رزقًا مِن لدنا؟ ولكن أكثر هؤلاء المشركين لا يعلمون قَدْر هذه النعم عليهم، فيشكروا مَن أنعم عليهم بها ويطيعوه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?