← Sure 28

28:61

أَفَمَن وَعَدْنَـٰهُ وَعْدًا حَسَنًا فَهُوَ لَـٰقِيهِ كَمَن مَّتَّعْنَـٰهُ مَتَـٰعَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ثُمَّ هُوَ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ

Kelime kelime

أَفَمَن
kimse midir?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
فَEdatek bağlaç، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
وَعَدْنَٰهُ
kendisine vadettiğimiz
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعَدْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَعْدًا
bir söz
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعْدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَسَنًا
güzel
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَنًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
فَهُوَ
ve o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
لَٰقِيهِ
muhakkak ona kavuşacak olan
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
لَٰقِيİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
كَمَن
kimse gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
مَّتَّعْنَٰهُ
kendisine yaşattığımız
Fiil
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
مَّتَّعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَتَٰعَ
geçici zevkini
İsim
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
مَتَٰعَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْحَيَوٰةِ
hayatının
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
هُوَ
o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
يَوْمَ
günü
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِيَٰمَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
مِنَ
getirileceklerden olan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُحْضَرِينَ
getirileceklerdir
İsim
Kök: حضر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُحْضَرِينَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Vadettiğimiz güzel bir nimete kavuşan kimse; dünya hayatında kendisine bir geçimlik verdiğimiz, sonra kıyamet günü azap için getirilen kimse gibi midir?

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Şu halde, kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz, ardından ona kavuşan kimse, (sırf) dünya hayatının geçici zevkini yaşattığımız ve sonra kıyamet gününde (azab için) huzurumuza getirilenler arasında bulunan kimse gibi midir?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Güzel bir vaatte bulunduğumuz, kendisi de o (vaade) kavuşan kimse, (sadece) dünya hayatının geçimlikleriyle yaşattığımız, sonra da kıyamet gününde (azap için) hazır kılınanlardan olan kimse gibi midir?

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Are (these two) alike?- one to whom We have made a goodly promise, and who is going to reach its (fulfilment), and one to whom We have given the good things of this life, but who, on the Day of Judgment, is to be among those brought up (for punishment)?

A. Yusuf Alipublic-domain

Can the person who will see the fulfilment of the good promise We gave him be compared to someone We have given some enjoyments for this worldly life but who, on the Day of Resurrection, will be summoned?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Is he whom We have promised a fair promise which he will find (true) like him whom We suffer to enjoy awhile the comfort of the life of the world, then on the Day of Resurrection he will be of those arraigned?

M. Pickthallpublic-domain

Then is he whom We have promised a good promise which he will meet [i.e., obtain] like he for whom We provided enjoyment of worldly life [but] then he is, on the Day of Resurrection, among those presented [for punishment in Hell]?

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أفمَن وعدناه مِن خَلْقنا على طاعته إيانا الجنة، فهو ملاقٍ ما وُعِدَ، وصائر إليه، كمن متعناه في الحياة الدنيا متاعها، فتمتع به، وآثر لذة عاجلة على آجلة، ثم هو يوم القيامة من المحضرين للحساب والجزاء؟ لا يستوي الفريقان، فليختر العاقل لنفسه ما هو أولى بالاختيار، وهو طاعة الله وابتغاء مرضاته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution