← Sure 3

3:174

فَٱنقَلَبُوا۟ بِنِعْمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍ لَّمْ يَمْسَسْهُمْ سُوٓءٌ وَٱتَّبَعُوا۟ رِضْوَٰنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ

Kelime kelime

فَٱنقَلَبُوا۟
geri döndüler
Fiil
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱنقَلَبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِنِعْمَةٍ
bir ni'metle
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نِعْمَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنَ
Allahtan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَفَضْلٍ
ve bollukla
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
فَضْلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّمْ
kendilerine dokunmadı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَمْسَسْهُمْ
dokunduğu
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
يَمْسَسْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سُوٓءٌ
hiçbir kötülük
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سُوٓءٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَٱتَّبَعُوا۟
ve uydular
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّبَعُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رِضْوَٰنَ
rızasına
İsim
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
رِضْوَٰنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
ذُو
sahibidir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذُوİsimeril tekil، merfû (nominatif)
فَضْلٍ
lutuf
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَظِيمٍ
büyük
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
عَظِيمٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Bu yüzden kendilerine bir fenalık dokunmadan, Allah'tan nimet ve bollukla geri döndüler; Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük, bol nimet sahibidir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Bunun üzerine), kendilerine hiçbir sıkıntı dokunmadan, Allah’tan bir nimet ve iyilikle geri dönmüş, Allah’ın rızasına uymuşlardı. Allah büyük iyilik sahibidir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And they returned with Grace and bounty from Allah: no harm ever touched them: For they followed the good pleasure of Allah: And Allah is the Lord of bounties unbounded.

A. Yusuf Alipublic-domain

returned with grace and bounty from God; no harm befell them. They pursued God’s good pleasure. God’s favour is great indeed.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

So they returned with grace and favour from Allah, and no harm touched them. They followed the good pleasure of Allah, and Allah is of Infinite Bounty.

M. Pickthallpublic-domain

So they returned with favor from Allāh and bounty, no harm having touched them. And they pursued the pleasure of Allāh, and Allāh is the possessor of great bounty.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فرجعوا من "حمراء الأسد" إلى "المدينة" بنعمة من الله بالثواب الجزيل وبفضل منه بالمنزلة العالية، وقد ازدادوا إيمانًا ويقينًا، وأذلوا أعداء الله، وفازوا بالسلامة من القتل والقتال، واتبعوا رضوان الله بطاعتهم له ولرسوله. والله ذو فضل عظيم عليهم وعلى غيرهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?