← Sure 34

34:14

فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ ٱلْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَىٰ مَوْتِهِۦٓ إِلَّا دَآبَّةُ ٱلْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُۥ ۖ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ ٱلْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ٱلْغَيْبَ مَا لَبِثُوا۟ فِى ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ

Kelime kelime

فَلَمَّا
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
قَضَيْنَا
hükmettiğimiz
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
قَضَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَيْهِ
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْمَوْتَ
ölümüne
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوْتَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مَا
göstermedi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
دَلَّهُمْ
size göstereyim
Fiil
Kök: دلل
Dilbilgisi (i'rab)
دَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰ
onun öldüğünü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَوْتِهِۦٓ
ölüm
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
مَوْتِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَّا
başkası
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
دَآبَّةُ
bir kurdundan
İsim
Kök: دبب
Dilbilgisi (i'rab)
دَآبَّةُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱلْأَرْضِ
yer (ağaç)
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
تَأْكُلُ
yiyen
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْكُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
مِنسَأَتَهُۥ
değneğini
İsim
Kök: نسأ
Dilbilgisi (i'rab)
مِنسَأَتَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
خَرَّ
yıkıldı
Fiil
Kök: خرر
Dilbilgisi (i'rab)
خَرَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
تَبَيَّنَتِ
anlaşıldı ki
Fiil
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
تَبَيَّنَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلْجِنُّ
cinler
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جِنُّİsimeril، merfû (nominatif)
أَن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
لَّوْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّوْEdatşart
كَانُوا۟
idi
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَعْلَمُونَ
bilseler
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْغَيْبَ
gaybı
İsim
Kök: غيب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَيْبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مَا
kalmazlardı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
لَبِثُوا۟
kaldıklarını
Fiil
Kök: لبث
Dilbilgisi (i'rab)
لَبِثُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْعَذَابِ
azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْمُهِينِ
küçük düşürücü
İsim
Kök: هون
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُهِينِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, ancak değneğini yiyen kurt onun ölümünü cinlere farkettirdi. O, ölü olarak yere düşünce, ortaya çıktı ki, şayet cinler görülmeyeni bilmiş olsalardı alçak düşüren bir azap içinde kalmazlardı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ne zaman ki Süleyman'a ölümü hükmettik, cinlere onun ölümünü sezdiren olmadı. Yalnız bir güve böceği yere dayandığı asâsını yiyordu. Bu sebeple Süleyman yere yıkılınca ortaya çıktı ki, cinler eğer gaybı bilir olsalar o zilletli azab içinde bekleyip durmazlardı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Süleyman’ın) ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü ancak bastonunu kemiren bir ağaç kurdu göstermişti. (Süleyman) yıkılınca, ortaya çıktı ki cinler gaybı (bilinemeyeni) bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı. Sebe'

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then, when We decreed (Solomon's) death, nothing showed them his death except a little worm of the earth, which kept (slowly) gnawing away at his staff: so when he fell down, the Jinns saw plainly that if they had known the unseen, they would not have tarried in the humiliating Penalty (of their Task).

A. Yusuf Alipublic-domain

Then, when We decreed Solomon’s death, nothing showed the jinn he was dead, but a creature of the earth eating at his stick: when he fell down they realized- if they had known what was hidden they would not have continued their demeaning labour.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when We decreed death for him, nothing showed his death to them save a creeping creature of the earth which gnawed away his staff. And when he fell the jinn saw clearly how, if they had known the Unseen, they would not have continued in despised toil.

M. Pickthallpublic-domain

And when We decreed for him [i.e., Solomon] death, nothing indicated to them [i.e., the jinn] his death except a creature of the earth eating his staff. But when he fell, it became clear to the jinn that if they had known the unseen, they would not have remained in humiliating punishment.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما قضينا على سليمان بالموت ما دلَّ الجن على موته إلا الأرَضَةُ تأكل عصاه التي كان متكئًا عليها، فوقع سليمان على الأرض، عند ذلك علمت الجن أنهم لو كانوا يعلمون الغيب ما أقاموا في العذاب المذلِّ والعمل الشاق لسليمان؛ ظنا منهم أنه من الأحياء. وفي الآية إبطال لاعتقاد بعض الناس أن الجن يعلمون الغيب؛ إذ لو كانوا يعلمون الغيب لعلموا وفاة سليمان عليه السلام، ولما أقاموا في العذاب المهين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?