← Sure 34

34:31

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ بِهَـٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَلَا بِٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ ۗ وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذِ ٱلظَّـٰلِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِندَ رَبِّهِمْ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ ٱلْقَوْلَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ لَوْلَآ أَنتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنِينَ

Kelime kelime

وَقَالَ
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَن
biz inanmayız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَنEdatolumsuzluk
نُّؤْمِنَ
inanmayız
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
نُّؤْمِنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
بِهَٰذَا
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
ٱلْقُرْءَانِ
Kur'an'a
İsim
Kök: قرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرْءَانِİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
وَلَا
ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
بِٱلَّذِى
şeye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
بَيْنَ
ellerinde olan
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
يَدَيْهِ
ellerinde olan
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَدَيْİsimdişil ikil، merfû (nominatif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَوْ
şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَوْEdatşart
تَرَىٰٓ
sen bir görsen
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَىٰٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
إِذِ
olduğunda
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذِİsimzaman zarfı
ٱلظَّٰلِمُونَ
zalimleri
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
مَوْقُوفُونَ
tutuklanmış
İsim
Kök: وقف
Dilbilgisi (i'rab)
مَوْقُوفُونَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
عِندَ
huzurunda
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
رَبِّهِمْ
Rablerinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَرْجِعُ
atarlarken
Fiil
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
يَرْجِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَىٰ
diğerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
بَعْضٍ
diğerinin
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
ٱلْقَوْلَ
söz
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْلَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
يَقُولُ
diyorlar
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ٱسْتُضْعِفُوا۟
zayıf düşürülen(ler)
Fiil
Kök: ضعف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتُضْعِفُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِلَّذِينَ
kimselere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ٱسْتَكْبَرُوا۟
büyüklük taslayan(lara)
Fiil
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَكْبَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَوْلَآ
olmasaydınız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْلَآEdatşart
أَنتُمْ
siz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
لَكُنَّا
elbette biz olurduk
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
كُFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مُؤْمِنِينَ
inanan insanlar
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُؤْمِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

İnkar edenler: "Bu Kuran'a ve ondan öncekilere inanmayacağız" dediler. Sen bu zalimleri, Rablerinin huzurunda dikilmiş oldukları zaman, suçu birbirine atıp dururken bir görsen! Güçsüz sayılanlar, büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız biz inanmış olacaktık" derler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kâfirler: "Biz ne bu Kur'ân'a inanırız, ne de ondan öncekilere." dediler. Fakat o zalimler yakalanıp Rablerinin huzuruna durduruldukları zaman, birbirlerine söz atarken bir görsen! Bir taraftan zayıf düşürülenler, o büyüklük taslayanlara: "Siz olmasaydınız biz mutlaka mümin olurduk" derler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kâfir olanlar şöyle demişlerdi: “Biz hiçbir zaman bu Kur’an’a ve bundan önce gelen (kitaplara) inanmayacağız.” Sen o zalimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış, birbirlerine söz atarlarken bir görsen! Zayıf bırakılanlar kibirlenenlere “Siz olmasaydınız elbette biz inananlar olurduk!” diyeceklerdir. Sebe'

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The Unbelievers say: "We shall neither believe in this scripture nor in (any) that (came) before it." Couldst thou but see when the wrong-doers will be made to stand before their Lord, throwing back the word (of blame) on one another! Those who had been despised will say to the arrogant ones: "Had it not been for you, we should certainly have been believers!"

A. Yusuf Alipublic-domain

The disbelievers say, ‘We will believe neither this Qur an nor the Scriptures that came before it.’ If only you could see [Prophet] how the wrongdoers will be made to stand before their Lord, hurling reproaches at one another. Those who were oppressed will say to the oppressors, ‘If it were not for you, we would have been believers.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And those who disbelieve say: We believe not in this Qur'an nor in that which was before it; but oh, if thou couldst see, when the wrong-doers are brought up before their Lord, how they cast the blame one to another; how those who were despised (in the earth) say unto those who were proud: But for you, we should have been believers.

M. Pickthallpublic-domain

And those who disbelieve say, "We will never believe in this Qur’ān nor in that before it." But if you could see when the wrongdoers are made to stand before their Lord, refuting each others' words... Those who were oppressed will say to those who were arrogant, "If not for you, we would have been believers."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال الذين كفروا: لن نصدِّق بهذا القرآن ولا بالذي تَقَدَّمَه من التوراة والإنجيل والزبور، فقد كذَّبوا بجميع كتب الله. ولو ترى -أيها الرسول- إذ الظالمون محبوسون عند ربهم للحساب، يتراجعون الكلام فيما بينهم، كل يُلْقي بالعتاب على الآخر، لرأيت شيئًا فظيعا، يقول المستضعفون للذين استكبروا -وهم القادة والرؤساء الضالون المضلون-: لولا أنتم أضللتمونا عن الهدى لكنا مؤمنين بالله ورسوله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?