← Sure 35

35:42

وَأَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَـٰنِهِمْ لَئِن جَآءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى ٱلْأُمَمِ ۖ فَلَمَّا جَآءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا

Kelime kelime

وَأَقْسَمُوا۟
ve yemin ettiler
Fiil
Kök: قسم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَقْسَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
جَهْدَ
bütün gücüyle
İsim
Kök: جهد
Dilbilgisi (i'rab)
جَهْدَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
أَيْمَٰنِهِمْ
yeminlerinin
İsim
Kök: يمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْمَٰنِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَئِن
andolsun eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
ئِنEdatşart
جَآءَهُمْ
kendilerine gelirse
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نَذِيرٌ
bir uyarıcı (peygamber)
İsim
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
نَذِيرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّيَكُونُنَّ
olacaklarına
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdattekit، ön ek
يَكُونُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
نَّEdattekit، son ek
أَهْدَىٰ
daha çok doğru yolda
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْدَىٰİsimeril tekil، merfû (nominatif)
مِنْ
herbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
إِحْدَى
birini
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
إِحْدَىİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلْأُمَمِ
milletten
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أُمَمِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
فَلَمَّا
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
جَآءَهُمْ
gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نَذِيرٌ
uyarıcı
İsim
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
نَذِيرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مَّا
onların arttırmadı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdatolumsuzluk
زَادَهُمْ
artırmadı
Fiil
Kök: زيد
Dilbilgisi (i'rab)
زَادَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
başka bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
نُفُورًا
nefretten
İsim
Kök: نفر
Dilbilgisi (i'rab)
نُفُورًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Olanca güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi ki, kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse, mutlaka ilerideki ümmetlerin herhagi birinden daha doğru yolda olacaklardı. Fakat kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiği zaman bu, onların sırf ürküntüleriniartırdı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendilerine bir uyarıcı gelmesi hâlinde, herhangi bir topluluktan daha doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı gelince bu, onların sadece gerçek(ler)den uzaklaşmalarını yani yeryüzünde kibirlenmelerini ve kötülük tuzağını (kurmalarını) artırdı. Oysa kötü tuzak, sadece sahibinin başına geçer. Onlar öncekilere (uygulanan Allah'ın) kanunundan başka ne bekliyorlar ki! Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın! Allah’ın kanununda asla bir sapma bulamazsın.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They swore their strongest oaths by Allah that if a warner came to them, they would follow his guidance better than any (other) of the Peoples: But when a warner came to them, it has only increased their flight (from righteousness),-

A. Yusuf Alipublic-domain

[The idolaters] swore their most solemn oath that, if someone came to warn them, they would be more rightly guided than any [other] community, but when someone did come they turned yet further away,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And they swore by Allah, their most binding oath, that if a warner came unto them they would be more tractable than any of the nations; yet, when a warner came unto them it aroused in them naught save repugnance,

M. Pickthallpublic-domain

And they swore by Allāh their strongest oaths that if a warner came to them, they would be more guided than [any] one of the [previous] nations. But when a warner came to them, it did not increase them except in aversion

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأقسم كفار قريش بالله أشد الأَيْمان: لئن جاءهم رسول من عند الله يخوِّفهم عقاب الله ليكونُنَّ أكثر استقامة واتباعًا للحق من اليهود والنصارى وغيرهم، فلما جاءهم محمد صلى الله عليه وسلم ما زادهم ذلك إلا بُعْدًا عن الحق ونفورًا منه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?