← Sure 35

35:41

۞ إِنَّ ٱللَّهَ يُمْسِكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ أَن تَزُولَا ۚ وَلَئِن زَالَتَآ إِنْ أَمْسَكَهُمَا مِنْ أَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا

Kelime kelime

إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
يُمْسِكُ
tutmaktadır
Fiil
Kök: مسك
Dilbilgisi (i'rab)
يُمْسِكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
gökleri
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَٰوَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
أَن
yıkılmamaları için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَزُولَا
ikisi yıkılsa
Fiil
Kök: زول
Dilbilgisi (i'rab)
تَزُولَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. ikil
اİsimzamir، son ek، 2. ikil
وَلَئِن
andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
ئِنEdatşart
زَالَتَآ
ikisi yıkılsa
Fiil
Kök: زول
Dilbilgisi (i'rab)
زَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil dişil
تَآİsimzamir، son ek، 3. ikil dişil
إِنْ
onları tutamaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatolumsuzluk
أَمْسَكَهُمَا
onları tutan
Fiil
Kök: مسك
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْسَكَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
مِنْ
hiç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَحَدٍ
kimse
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَدٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنۢ
ondan sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِهِۦٓ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
كَانَ
halimdir
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
حَلِيمًا
halimdir
İsim
Kök: حلم
Dilbilgisi (i'rab)
حَلِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
غَفُورًا
çok bağışlayandır
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
غَفُورًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Doğrusu, zeval bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah'tır. Eğer onlar zevale uğrarsa O'ndan başka, and olsun ki onları kimse tutamaz. O, şüphesiz Halim'dir, bağışlayandır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Doğrusu gökleri ve yeri yok oluvermekten, Allah tutuyor. Andolsun ki eğer yok oluverirlerse, onları O'ndan başka kimse tutamaz. Gerçekten O, çok yumuşak davranır, çok bağışlayıcıdır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şüphesiz ki göklerin ve yerin yok olmasını engelleyen Allah’tır. Yok olurlarsa, O’ndan sonra (Allah’tan başka) kimse onları (sistemlerinde) tutamaz.Şüphesiz ki O hoşgörülüdür, çok bağışlayandır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

It is Allah Who sustains the heavens and the earth, lest they cease (to function): and if they should fail, there is none - not one - can sustain them thereafter: Verily He is Most Forbearing, Oft-Forgiving.

A. Yusuf Alipublic-domain

God keeps the heavens and earth from vanishing; if they did vanish, no one else could stop them. God is most forbearing, most forgiving.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! Allah graspeth the heavens and the earth that they deviate not, and if they were to deviate there is not one that could grasp them after Him. Lo! He is ever Clement, Forgiving.

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, Allāh holds the heavens and the earth, lest they cease. And if they should cease, no one could hold them [in place] after Him. Indeed, He is Forbearing and Forgiving.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن الله يمسك السماوات والأرض أن تزولا عن مكانهما، ولئن زالت السماوات والأرض عن مكانهما ما يمسكهما من أحد من بعده. إن الله كان حليمًا في تأخير العقوبة عن الكافرين والعصاة، غفورًا لمن تاب من ذنبه ورجع إليه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?