← Sure 35

35:43

ٱسْتِكْبَارًا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَكْرَ ٱلسَّيِّئِ ۚ وَلَا يَحِيقُ ٱلْمَكْرُ ٱلسَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِۦ ۚ فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ ٱلْأَوَّلِينَ ۚ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًا ۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ ٱللَّهِ تَحْوِيلًا

Kelime kelime

ٱسْتِكْبَارًا
büyüklük taslama(larını)
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتِكْبَارًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَمَكْرَ
ve tuzak(lar) kurma(larını artırdı)
İsim
Kök: مكر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَكْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلسَّيِّئِ
kötü
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّيِّئِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
وَلَا
oysa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَحِيقُ
dolanmaz
Fiil
Kök: حيق
Dilbilgisi (i'rab)
يَحِيقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْمَكْرُ
tuzak
İsim
Kök: مكر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَكْرُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلسَّيِّئُ
kötü
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّيِّئُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat
إِلَّا
başkasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
بِأَهْلِهِۦ
sahibi(nden)
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَهَلْ
bekliyorlar-mı?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
هَلْEdatsoru
يَنظُرُونَ
bekliyorlar
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
يَنظُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
سُنَّتَ
yasasından
İsim
Kök: سنن
Dilbilgisi (i'rab)
سُنَّتَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
ٱلْأَوَّلِينَ
öncekilerin
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَوَّلِينَİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
فَلَن
halbuki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَنEdatolumsuzluk
تَجِدَ
bulamazsın
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
تَجِدَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
لِسُنَّتِ
yasasında
İsim
Kök: سنن
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
سُنَّتِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
تَبْدِيلًا
bir değişme
İsim
Kök: بدل
Dilbilgisi (i'rab)
تَبْدِيلًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَن
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَنEdatolumsuzluk
تَجِدَ
bulamazsın
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
تَجِدَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
لِسُنَّتِ
yasasında
İsim
Kök: سنن
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
سُنَّتِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
تَحْوِيلًا
bir sapma
İsim
Kök: حول
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْوِيلًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Bu da) yeryüzünde bir kibirlenme ve bir suikast düzenidir. Halbuki fena düzen ancak sahibinin başına geçer. O halde öncekilerin kanunundan başka ne gözetiyorlar? Sen Allah'ın sünnetinde asla bir değişme bulamazsın. Sen Allah'ın sünnetinde asla bir başkalaşma da bulamazsın.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendilerine bir uyarıcı gelmesi hâlinde, herhangi bir topluluktan daha doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi. Fakat onlara uyarıcı gelince bu, onların sadece gerçek(ler)den uzaklaşmalarını yani yeryüzünde kibirlenmelerini ve kötülük tuzağını (kurmalarını) artırdı. Oysa kötü tuzak, sadece sahibinin başına geçer. Onlar öncekilere (uygulanan Allah'ın) kanunundan başka ne bekliyorlar ki! Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın! Allah’ın kanununda asla bir sapma bulamazsın.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

On account of their arrogance in the land and their plotting of Evil, but the plotting of Evil will hem in only the authors thereof. Now are they but looking for the way the ancients were dealt with? But no change wilt thou find in Allah's way (of dealing): no turning off wilt thou find in Allah's way (of dealing).

A. Yusuf Alipublic-domain

became more arrogant in the land, and intensified their plotting of evil- the plotting of evil only rebounds on those who plot. Do they expect anything but what happened to earlier people? You will never find any change in God’s practice; you will never find any deviation there.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(Shown in their) behaving arrogantly in the land and plotting evil; and the evil plot encloseth but the men who make it. Then, can they expect aught save the treatment of the folk of old? Thou wilt not find for Allah's way of treatment any substitute, nor wilt thou find for Allah's way of treatment aught of power to change.

M. Pickthallpublic-domain

[Due to] arrogance in the land and plotting of evil; but the evil plot does not encompass except its own people. Then do they await except the way [i.e., fate] of the former peoples? But you will never find in the way [i.e., established method] of Allāh any change, and you will never find in the way of Allāh any alteration.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ليس إقسامهم لقَصْد حسن وطلبًا للحق، وإنما هو استكبار في الأرض على الخلق، يريدون به المكر السيِّئ والخداع والباطل، ولا يحيق المكر السيِّئ إلا بأهله، فهل ينتظر المستكبرون الماكرون إلا العذاب الذي نزل بأمثالهم الذين سبقوهم، فلن تجد لطريقة الله تبديلا ولا تحويلا فلا يستطيع أحد أن يُبَدِّل، ولا أن يُحَوِّل العذاب عن نفسه أو غيره.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?