← Sure 4

4:33

وَلِكُلٍّ جَعَلْنَا مَوَٰلِىَ مِمَّا تَرَكَ ٱلْوَٰلِدَانِ وَٱلْأَقْرَبُونَ ۚ وَٱلَّذِينَ عَقَدَتْ أَيْمَـٰنُكُمْ فَـَٔاتُوهُمْ نَصِيبَهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدًا

Kelime kelime

وَلِكُلٍّ
ve her birine
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
جَعَلْنَا
kıldık
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَوَٰلِىَ
varisler
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
مَوَٰلِىَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
مِمَّا
bıraktıklarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
تَرَكَ
geriye bıraktıkları
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَكَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْوَٰلِدَانِ
ana babanın
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
وَٰلِدَانِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
وَٱلْأَقْرَبُونَ
ve akrabanın
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَقْرَبُونَİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
وَٱلَّذِينَ
ve kimselere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
عَقَدَتْ
bağladığı
Fiil
Kök: عقد
Dilbilgisi (i'rab)
عَقَدَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
أَيْمَٰنُكُمْ
yeminlerinizin
İsim
Kök: يمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْمَٰنُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَـَٔاتُوهُمْ
verin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
ـَٔاتُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نَصِيبَهُمْ
hisselerini
İsim
Kök: نصب
Dilbilgisi (i'rab)
نَصِيبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
كَانَ
üzerine
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
şeyi
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
شَهِيدًا
şahittir
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهِيدًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Kendileriyle yeminleştiğiniz kimselere hisselerini veriniz. Doğrusu Allah her şeye şahiddir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Anne, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik. Yemin akdiyle mirasçı kıldıklarınızın paylarını da verin. Şüphesiz Allah, her şeye şahittir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Erkek ve kadından) her biri için, ana, baba ve yakınların bıraktığından (paylarını alacak olan) vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kişilere (gelince), onlara da paylarını verin! Şüphesiz ki Allah her şeye şahittir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

To (benefit) every one, We have appointed shares and heirs to property left by parents and relatives. To those, also, to whom your right hand was pledged, give their due portion. For truly Allah is witness to all things.

A. Yusuf Alipublic-domain

We have appointed heirs for everything that parents and close relatives leave behind, including those to whom you have pledged your hands [in marriage], so give them their share: God is witness to everything.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And unto each We have appointed heirs of that which parents and near kindred leave; and as for those with whom your right hands have made a covenant, give them their due. Lo! Allah is ever Witness over all things.

M. Pickthallpublic-domain

And for all, We have made heirs to what is left by parents and relatives. And to those whom your oaths have bound [to you] - give them their share. Indeed Allāh is ever, over all things, a Witness.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولكل واحد منكم جعلنا ورثة يرثون مما ترك الوالدان والأقربون، والذين تحالفتم معهم بالأيمان المؤكدة على النصرة وإعطائهم شيئًا من الميراث فأعطوهم ما قُدِّر لهم. والميراث بالتحالف كان في أول الإسلام، ثم رُفع حكمه بنزول آيات المواريث. إن الله كان مُطَّلِعًا على كل شيء من أعمالكم، وسيجازيكم على ذلك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?