← Sure 4

4:34

ٱلرِّجَالُ قَوَّٰمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَبِمَآ أَنفَقُوا۟ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ ۚ فَٱلصَّـٰلِحَـٰتُ قَـٰنِتَـٰتٌ حَـٰفِظَـٰتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ ٱللَّهُ ۚ وَٱلَّـٰتِى تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَٱهْجُرُوهُنَّ فِى ٱلْمَضَاجِعِ وَٱضْرِبُوهُنَّ ۖ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا۟ عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا

Kelime kelime

ٱلرِّجَالُ
erkekler
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّجَالُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
قَوَّٰمُونَ
yöneticidirler
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوَّٰمُونَİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
عَلَى
üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلنِّسَآءِ
kadınlar
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّسَآءِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
بِمَا
zira
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
فَضَّلَ
üstün kılmıştır
Fiil
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضَّلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بَعْضَهُمْ
bir kısmını
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
بَعْضٍ
diğerinin
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَبِمَآ
ve çünkü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآEdatmasdar bağlacı
أَنفَقُوا۟
infak ederler
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفَقُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنْ
mallarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَمْوَٰلِهِمْ
mallarında
İsim
Kök: مول
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْوَٰلِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَٱلصَّٰلِحَٰتُ
iyi kadınlar
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰلِحَٰتُİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، merfû (nominatif)
قَٰنِتَٰتٌ
ita'atkar olup
İsim
Kök: قنت
Dilbilgisi (i'rab)
قَٰنِتَٰتٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
حَٰفِظَٰتٌ
korurlar
İsim
Kök: حفظ
Dilbilgisi (i'rab)
حَٰفِظَٰتٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لِّلْغَيْبِ
gizliyi
İsim
Kök: غيب
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَيْبِİsimeril، mecrûr (genitif)
بِمَا
karşılık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
حَفِظَ
kendilerini korumasına
Fiil
Kök: حفظ
Dilbilgisi (i'rab)
حَفِظَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَٱلَّٰتِى
kadınlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱلَّٰتِىİsimism-i mevsûl، dişil çoğul
تَخَافُونَ
korktuğunuz
Fiil
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
تَخَافُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نُشُوزَهُنَّ
hırçınlık etmelerinden
İsim
Kök: نشز
Dilbilgisi (i'rab)
نُشُوزَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَعِظُوهُنَّ
öğüt verin
Fiil
Kök: وعظ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
عِظُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَٱهْجُرُوهُنَّ
onlara sokulmayın
Fiil
Kök: هجر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱهْجُرُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فِى
yataklarda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمَضَاجِعِ
yatak
İsim
Kök: ضجع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَضَاجِعِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱضْرِبُوهُنَّ
ve onları dövün
Fiil
Kök: ضرب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱضْرِبُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَإِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنْEdatşart
أَطَعْنَكُمْ
size ita'at ederlerse
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
أَطَعْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَلَا
artık aramayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَبْغُوا۟
arıyorlar
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
تَبْغُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَيْهِنَّ
onların aleyhine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
سَبِيلًا
başka bir yol
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنَّ
çünkü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
كَانَ
yücedir
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلِيًّا
yüce
İsim
Kök: علو
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيًّاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَبِيرًا
büyüktür
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah’ın onlardan (insanlardan) bir kısmını diğerlerine (farklı oldukları noktalarda) üstün kılması ve (bir de) mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler, kadınların koruyucusudur. (Onun için) iyi kadınlar, (Allah’a) itaatkâr; Allah’ın (kendilerini) korumasına karşılık gizliyi (namuslarını) koruyanlardır. Geçimsizliğinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince, onlara öğüt verin; onları yataklarda yalnız bırakın ve kendilerini (kısa süreli yanınızdan) uzaklaştırın! Size gönülden bağlanırlarsa artık onların aleyhine başka bir yol aramayın! Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Men are the protectors and maintainers of women, because Allah has given the one more (strength) than the other, and because they support them from their means. Therefore the righteous women are devoutly obedient, and guard in (the husband's) absence what Allah would have them guard. As to those women on whose part ye fear disloyalty and ill-conduct, admonish them (first), (Next), refuse to share their beds, (And last) beat them (lightly); but if they return to obedience, seek not against them Means (of annoyance): For Allah is Most High, great (above you all).

A. Yusuf Alipublic-domain

Husbands should take good care of their wives, with [the bounties] God has given to some more than others and with what they spend out of their own money. Righteous wives are devout and guard what God would have them guard in their husbands’ absence. If you fear high-handedness from your wives, remind them [of the teachings of God], then ignore them when you go to bed, then hit them.If they obey you, you have no right to act against them: God is most high and great.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Men are in charge of women, because Allah hath made the one of them to excel the other, and because they spend of their property (for the support of women). So good women are the obedient, guarding in secret that which Allah hath guarded. As for those from whom ye fear rebellion, admonish them and banish them to beds apart, and scourge them. Then if they obey you, seek not a way against them. Lo! Allah is ever High, Exalted, Great.

M. Pickthallpublic-domain

Men are in charge of women by [right of] what Allāh has given one over the other and what they spend [for maintenance] from their wealth. So righteous women are devoutly obedient, guarding in [the husband's] absence what Allāh would have them guard. But those [wives] from whom you fear arrogance - [first] advise them; [then if they persist], forsake them in bed; and [finally], strike them [lightly]. But if they obey you [once more], seek no means against them. Indeed, Allāh is ever Exalted and Grand.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

الرجال قوَّامون على توجيه النساء ورعايتهن، بما خصهم الله به من خصائص القِوامَة والتفضيل، وبما أعطوهن من المهور والنفقات. فالصالحات المستقيمات على شرع الله منهن، مطيعات لله تعالى ولأزواجهن، حافظات لكل ما غاب عن علم أزواجهن بما اؤتمنَّ عليه بحفظ الله وتوفيقه، واللاتي تخشون منهن ترفُّعهن عن طاعتكم، فانصحوهن بالكلمة الطيبة، فإن لم تثمر معهن الكلمة الطيبة، فاهجروهن في الفراش، ولا تقربوهن، فإن لم يؤثر فعل الهِجْران فيهن، فاضربوهن ضربًا لا ضرر فيه، فإن أطعنكم فاحذروا ظلمهن، فإن الله العليَّ الكبير وليُّهن، وهو منتقم ممَّن ظلمهنَّ وبغى عليهن.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?