← Sure 43

43:13

لِتَسْتَوُۥا۟ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا ٱسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا۟ سُبْحَـٰنَ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَنَا هَـٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقْرِنِينَ

Kelime kelime

لِتَسْتَوُۥا۟
binmeniz için
Fiil
Kök: سوي
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
تَسْتَوُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ۥا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
ظُهُورِهِۦ
onların sırtları
İsim
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
ظُهُورِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
تَذْكُرُوا۟
anmanız için
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
تَذْكُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نِعْمَةَ
ni'metini
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
نِعْمَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
رَبِّكُمْ
Rabbinizin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
ٱسْتَوَيْتُمْ
bindiğiniz
Fiil
Kök: سوي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَوَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَيْهِ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَتَقُولُوا۟
ve (şöyle) demeniz için
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
سُبْحَٰنَ
şanı yücedir
İsim
Kök: سبح
Dilbilgisi (i'rab)
سُبْحَٰنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِى
hizmetimize verenin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
سَخَّرَ
boyun eğdirdi
Fiil
Kök: سخر
Dilbilgisi (i'rab)
سَخَّرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَنَا
bizim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
هَٰذَا
bunu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
وَمَا
yoksa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كُنَّا
biz değildik
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُۥ
bunu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
مُقْرِنِينَ
(hizmetimize) yanaştıracak
İsim
Kök: قرن
Dilbilgisi (i'rab)
مُقْرِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Böylece onların (hayvanların) sırtına binip (gemilerin) üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz diye: “Bunu bizim hizmetimize veren (Allah) yücedir, (yoksa) biz bunları (hizmetimize) yanaştıramazdık.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

In order that ye may sit firm and square on their backs, and when so seated, ye may celebrate the (kind) favour of your Lord, and say, "Glory to Him Who has subjected these to our (use), for we could never have accomplished this (by ourselves),

A. Yusuf Alipublic-domain

so that you may remember your Lord’s grace when you are seated on them and say, ‘Glory be to Him who has given us control over this; we could not have done it by ourselves.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

That ye may mount upon their backs, and may remember your Lord's favour when ye mount thereon, and may say: Glorified be He Who hath subdued these unto us, and we were not capable (of subduing them);

M. Pickthallpublic-domain

That you may settle yourselves upon their backs and then remember the favor of your Lord when you have settled upon them and say, "Exalted is He who has subjected this to us, and we could not have [otherwise] subdued it.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

لكي تستووا على ظهور ما تركبون، ثم تذكروا نعمة ربكم إذا ركبتم عليه، وتقولوا: الحمد لله الذي سخر لنا هذا، وما كنا له مطيقين، ولتقولوا أيضًا: وإنا إلى ربنا بعد مماتنا لصائرون إليه راجعون. وفي هذا بيان أن الله المنعم على عباده بشتَّى النعم، هو المستحق للعبادة في كل حال.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?