← Sure 45

45:23

أَفَرَءَيْتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَـٰهَهُۥ هَوَىٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمْعِهِۦ وَقَلْبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَـٰوَةً فَمَن يَهْدِيهِ مِنۢ بَعْدِ ٱللَّهِ ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Kelime kelime

أَفَرَءَيْتَ
gördün mü?
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
فَEdatek bağlaç، ön ek
رَءَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مَنِ
kimseyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنِİsimism-i mevsûl
ٱتَّخَذَ
edinen
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّخَذَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِلَٰهَهُۥ
tanrı
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَٰهَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
هَوَىٰهُ
keyfini
İsim
Kök: هوي
Dilbilgisi (i'rab)
هَوَىٰİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَأَضَلَّهُ
ve saptırdığı
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَضَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلَىٰ
bir bilgiye göre
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
عِلْمٍ
bilgisi
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عِلْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَخَتَمَ
ve mühürlediği
Fiil
Kök: ختم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
خَتَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَىٰ
üzerini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
سَمْعِهِۦ
kulağının
İsim
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
سَمْعِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَقَلْبِهِۦ
ve kalbini
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَلْبِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَجَعَلَ
ve çektiği
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَىٰ
üstüne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
بَصَرِهِۦ
gözünün
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
بَصَرِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
غِشَٰوَةً
perde
İsim
Kök: غشو
Dilbilgisi (i'rab)
غِشَٰوَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَمَن
şimdi kim?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
يَهْدِيهِ
ona doğru yolu gösterecek
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَهْدِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنۢ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
أَفَلَا
düşünmüyor musunuz?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
فَEdatek bağlaç، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَذَكَّرُونَ
düşünüp anlarsınız
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
تَذَكَّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar! Anlamaz mısınız?

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah'ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiği kimseyi görüyor musun? Şimdi onu Allah'tan başka kim hidâyete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Arzusunu ilahı edineni ve Allah’ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, işitme (duyu)sunu ve kalbini mühürlediği ve gözünün üstüne de perde çektiği kişiyi gördün mü? Şimdi onu, Allah’a rağmen kim doğru yola ulaştırabilir ki! (Gerçeği) hatırlamayacak mısınız?

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then seest thou such a one as takes as his god his own vain desire? Allah has, knowing (him as such), left him astray, and sealed his hearing and his heart (and understanding), and put a cover on his sight. Who, then, will guide him after Allah (has withdrawn Guidance)? Will ye not then receive admonition?

A. Yusuf Alipublic-domain

[Prophet], consider the one who has taken his own desire as a god, whom God allows to stray in the face of knowledge, sealing his ears and heart and covering his eyes- who can guide such a person after God [has done this]? Will you [people] not take heed?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Hast thou seen him who maketh his desire his god, and Allah sendeth him astray purposely, and sealeth up his hearing and his heart, and setteth on his sight a covering? Then who will lead him after Allah (hath condemned him)? Will ye not then heed?

M. Pickthallpublic-domain

Have you seen he who has taken as his god his [own] desire, and Allāh has sent him astray due to knowledge and has set a seal upon his hearing and his heart and put over his vision a veil? So who will guide him after Allāh? Then will you not be reminded?

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أفرأيت -أيها الرسول- من اتخذ هواه إلهًا له، فلا يهوى شيئًا إلا فَعَله، وأضلَّه الله بعد بلوغ العلم إليه وقيام الحجة عليه، فلا يسمع مواعظ الله، ولا يعتبر بها، وطبع على قلبه، فلا يعقل به شيئًا، وجعل على بصره غطاء، فلا يبصر به حجج الله؟ فمن يوفقه لإصابة الحق والرشد بعد إضلال الله إياه؟ أفلا تذكرون -أيها الناس- فتعلموا أنَّ مَن فَعَل الله به ذلك فلن يهتدي أبدًا، ولن يجد لنفسه وليًا مرشدًا؟ والآية أصل في التحذير من أن يكون الهوى هو الباعث للمؤمنين على أعمالهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?