← Sure 46

46:22

قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Kelime kelime

قَالُوٓا۟
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَجِئْتَنَا
sen geldin mi?
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
جِئْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِتَأْفِكَنَا
bizi çevirmek için
Fiil
Kök: أفك
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
تَأْفِكَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَنْ
tanrılarımızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
ءَالِهَتِنَا
ilahlarımızdan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ءَالِهَتِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَأْتِنَا
o halde bize getir
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أْتِFiilemir، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِمَا
şeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تَعِدُنَآ
bizi tehdidettiğin
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
تَعِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
كُنتَ
isen
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِنَ
doğrulardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلصَّٰدِقِينَ
doğrulara
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰدِقِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

"Bize, bizi tanrılarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar: "Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen o bize vaad edip durduğun azabı haydi getir." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Kavmi) “Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Doğru söyleyenlerdensen bize vadettiğini bize (başımıza) getir!” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They said: "Hast thou come in order to turn us aside from our gods? Then bring upon us the (calamity) with which thou dost threaten us, if thou art telling the truth?"

A. Yusuf Alipublic-domain

but they said, ‘Have you come to turn us away from our gods? If what you say is true, bring down that punishment you threaten us with!’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They said: Hast come to turn us away from our gods? Then bring upon us that wherewith thou threatenest us, if thou art of the truthful.

M. Pickthallpublic-domain

They said, "Have you come to delude us away from our gods? Then bring us what you promise us, if you should be of the truthful."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قالوا: أجئتنا بدعوتك؛ لتصرفنا عن عبادة آلهتنا؟ فأتنا بما تعدنا به من العذاب، إن كنت من أهل الصدق في قولك ووعدك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?