← Sure 46

46:24

فَلَمَّا رَأَوْهُ عَارِضًا مُّسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا۟ هَـٰذَا عَارِضٌ مُّمْطِرُنَا ۚ بَلْ هُوَ مَا ٱسْتَعْجَلْتُم بِهِۦ ۖ رِيحٌ فِيهَا عَذَابٌ أَلِيمٌ

Kelime kelime

فَلَمَّا
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
رَأَوْهُ
onu görünce
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَارِضًا
geniş bir bulut halinde
İsim
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
عَارِضًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مُّسْتَقْبِلَ
yönelerek geldiğini
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسْتَقْبِلَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mansûb (akuzatif)
أَوْدِيَتِهِمْ
vadilerine
İsim
Kök: ودي
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْدِيَتِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هَٰذَا
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
عَارِضٌ
bir buluttur
İsim
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
عَارِضٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّمْطِرُنَا
bize yağmur yağdıracak
İsim
Kök: مطر
Dilbilgisi (i'rab)
مُّمْطِرُİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بَلْ
hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
هُوَ
o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
مَا
şey
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
ٱسْتَعْجَلْتُم
sizin acele gelmesini istediğinizdir
Fiil
Kök: عجل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَعْجَلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهِۦ
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
رِيحٌ
bir rüzgardır
İsim
Kök: روح
Dilbilgisi (i'rab)
رِيحٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فِيهَا
içinde bulunan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
عَذَابٌ
azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَلِيمٌ
acıklı
İsim
Kök: ألم
Dilbilgisi (i'rab)
أَلِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

O azabın, yayılarak vadilerine doğru yöneldiğini gördüklerinde: "Bu yaygın bulut bize yağmur yağdıracaktır" dediler. Hud: "Hayır, o, acele beklediğiniz şeydir; can yakıcı azap veren bir rüzgardır; Rabbinin buyruğu ile her şeyi yok eder" dedi. Bunun üzerine evlerinin harabelerinden başka bir şey görünmez oldu. Biz, suçlu milleti işte böyle cezalandırırız.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

O azabı, vadilerine doğru yayılan bir bulut halinde gördükleri zaman: "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur." dediler. Hud ise: "O sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. O bir rüzgârdır ki, içerisinde acı bir azab vardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonunda onu (kasırgayı), vadilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce (sevinçle) “Bu, bize yağmur yağdıracak yayılan bir buluttur!” demişlerdi. (Hud ise) “Hayır! O, sizin acele istediğiniz şeydir (azaptır). İçinde elem verici azap bulunan bir rüzgârdır!” (demişti).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then, when they saw the (Penalty in the shape of) a cloud traversing the sky, coming to meet their valleys, they said, "This cloud will give us rain!" "Nay, it is the (Calamity) ye were asking to be hastened!- A wind wherein is a Grievous Penalty!

A. Yusuf Alipublic-domain

When they saw a cloud approaching their valley, they said, ‘This cloud will give us rain!’ ‘No indeed! It is what you wanted to hasten: a storm-wind bearing a painful punishment

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then, when they beheld it as a dense cloud coming toward their valleys, they said: Here is a cloud bringing us rain. Nay, but it is that which ye did seek to hasten, a wind wherein is painful torment,

M. Pickthallpublic-domain

And when they saw it as a cloud approaching their valleys, they said, "This is a cloud bringing us rain!" Rather, it is that for which you were impatient: a wind, within it a painful punishment,

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما رأوا العذاب الذي استعجلوه عارضًا في السماء متجهًا إلى أوديتهم قالوا: هذا سحاب ممطر لنا، فقال لهم هود عليه السلام: ليس هو بعارض غيث ورحمة كما ظننتم، بل هو عارض العذاب الذي استعجلتموه، فهو ريح فيها عذاب مؤلم موجع.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?