← Sure 47

47:20

وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَتْ سُورَةٌ ۖ فَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ مُّحْكَمَةٌ وَذُكِرَ فِيهَا ٱلْقِتَالُ ۙ رَأَيْتَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ نَظَرَ ٱلْمَغْشِىِّ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ ۖ فَأَوْلَىٰ لَهُمْ

Kelime kelime

وَيَقُولُ
ve derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَوْلَا
değil miydi?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْلَاEdattahdîd (teşvik)
نُزِّلَتْ
indirilmeli
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
نُزِّلَتْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
سُورَةٌ
bir sure
İsim
Kök: سور
Dilbilgisi (i'rab)
سُورَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَإِذَآ
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَآİsimzaman zarfı
أُنزِلَتْ
indirildiği
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أُنزِلَتْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
سُورَةٌ
bir sure
İsim
Kök: سور
Dilbilgisi (i'rab)
سُورَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّحْكَمَةٌ
hükmü açık
İsim
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
مُّحْكَمَةٌİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَذُكِرَ
ve söz edilince
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ذُكِرَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
فِيهَا
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
ٱلْقِتَالُ
savaştan
İsim
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِتَالُİsimeril، merfû (nominatif)
رَأَيْتَ
görürsün
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
فِى
bulunan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِهِم
kalblerinde
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّرَضٌ
hastalık
İsim
Kök: مرض
Dilbilgisi (i'rab)
مَّرَضٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
يَنظُرُونَ
baktıklarını
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
يَنظُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
نَظَرَ
bakışı gibi
İsim
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
نَظَرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْمَغْشِىِّ
baygınlık çökmüş
İsim
Kök: غشو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَغْشِىِّİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
عَلَيْهِ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنَ
ölümden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمَوْتِ
ölüm
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوْتِİsimeril، mecrûr (genitif)
فَأَوْلَىٰ
daha yakın
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَوْلَىٰİsimeril tekil، merfû (nominatif)
لَهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril

Meal

TR

İnananlar: "Keşke bir süre indirilse de cihada çıksak" derlerdi. Fakat hükmü açık bir süre inip, orada savaş zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusuyla bayılmış kimselerin bakışları gibi, sana baktıklarını gördün. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddileşince Allah'a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İman edenler: "Keşke cihad hakkında bir sûre indirilse." derlerdi. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de, içerisinde savaş zikredilince kalplerinde hastalık olanların ölüm korkusuyla baygınlık geçiren bir kimsenin bakışı gibi sana baktığını görürsün. Oysa onlar için ölüm yaşamaktan daha uygundur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İman etmiş olanlar “Keşke (savaş hakkında) bir sure indirilmiş olsaydı!” derler. Ama hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Those who believe say, "Why is not a sura sent down (for us)?" But when a sura of basic or categorical meaning is revealed, and fighting is mentioned therein, thou wilt see those in whose hearts is a disease looking at thee with a look of one in swoon at the approach of death. But more fitting for them-

A. Yusuf Alipublic-domain

Those who believe ask why no sura [about fighting] has been sent down. Yet when a decisive sura [that mentions fighting] is sent down, you can see the sick at heart looking at you [Prophet] and visibly fainting at the prospect of death- better for them

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And those who believe say: If only a surah were revealed! But when a decisive surah is revealed and war is mentioned therein, thou seest those in whose hearts is a disease looking at thee with the look of men fainting unto death. Therefor woe unto them!

M. Pickthallpublic-domain

Those who believe say, "Why has a sūrah not been sent down?" But when a precise sūrah is revealed and battle is mentioned therein, you see those in whose hearts is disease [i.e., hypocrisy] looking at you with a look of one overcome by death. And more appropriate for them [would have been]

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ويقول الذين آمنوا بالله ورسوله: هلا نُزِّلت سورة من الله تأمرنا بجهاد الكفار، فإذا أُنزِلت سورة محكمة بالبيان والفرائض وذُكر فيها الجهاد، رأيت الذين في قلوبهم شك في دين الله ونفاق ينظرون إليك -أيها النبي- نظر الذي قد غُشِيَ عليه خوفَ الموت، فأولى لهؤلاء الذين في قلوبهم مرض أن يطيعوا الله، وأن يقولوا قولا موافقًا للشرع. فإذا وجب القتال وجاء أمر الله بِفَرْضه كره هؤلاء المنافقون ذلك، فلو صدقوا الله في الإيمان والعمل لكان خيرًا لهم من المعصية والمخالفة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?