← Sure 47

47:21

طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَّعْرُوفٌ ۚ فَإِذَا عَزَمَ ٱلْأَمْرُ فَلَوْ صَدَقُوا۟ ٱللَّهَ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ

Kelime kelime

طَاعَةٌ
ita'at etmektir
İsim
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
طَاعَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَقَوْلٌ
ve söylemektir
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَوْلٌİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مَّعْرُوفٌ
güzel
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
مَّعْرُوفٌİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَإِذَا
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
عَزَمَ
azmedildiği
Fiil
Kök: عزم
Dilbilgisi (i'rab)
عَزَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْأَمْرُ
işe
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَمْرُİsimeril، merfû (nominatif)
فَلَوْ
şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْEdatşart
صَدَقُوا۟
sadık kalsalardı
Fiil
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
صَدَقُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
لَكَانَ
elbette olurdu
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
خَيْرًا
daha iyi
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّهُمْ
kendileri için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril

Meal

TR

İnananlar: "Keşke bir süre indirilse de cihada çıksak" derlerdi. Fakat hükmü açık bir süre inip, orada savaş zikredilince, kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusuyla bayılmış kimselerin bakışları gibi, sana baktıklarını gördün. Oysa onlara itaat etmek ve uygun olanı söylemek yaraşırdı. İş ciddileşince Allah'a verdikleri yeminde doğruluk gösterselerdi, onların iyiliğine olurdu.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onların vazifesi itaat ve güzel söz söylemekti. Sonra iş kesinleşince Allah'ın emrine sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Onların görevi) itaat ve güzel söz(dür). İş ciddiye bindiği zaman Allah’a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için hayırlı olurdu.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Were it to obey and say what is just, and when a matter is resolved on, it were best for them if they were true to Allah.

A. Yusuf Alipublic-domain

would be obedience and fitting words; it would also be better for them to be true to God when the decision to fight has been made.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Obedience and a civil word. Then, when the matter is determined, if they are loyal to Allah it will be well for them.

M. Pickthallpublic-domain

Obedience and good words. And when the matter [of fighting] was determined, if they had been true to Allāh, it would have been better for them.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ويقول الذين آمنوا بالله ورسوله: هلا نُزِّلت سورة من الله تأمرنا بجهاد الكفار، فإذا أُنزِلت سورة محكمة بالبيان والفرائض وذُكر فيها الجهاد، رأيت الذين في قلوبهم شك في دين الله ونفاق ينظرون إليك -أيها النبي- نظر الذي قد غُشِيَ عليه خوفَ الموت، فأولى لهؤلاء الذين في قلوبهم مرض أن يطيعوا الله، وأن يقولوا قولا موافقًا للشرع. فإذا وجب القتال وجاء أمر الله بِفَرْضه كره هؤلاء المنافقون ذلك، فلو صدقوا الله في الإيمان والعمل لكان خيرًا لهم من المعصية والمخالفة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?