← Sure 5

5:113

قَالُوا۟ نُرِيدُ أَن نَّأْكُلَ مِنْهَا وَتَطْمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعْلَمَ أَن قَدْ صَدَقْتَنَا وَنَكُونَ عَلَيْهَا مِنَ ٱلشَّـٰهِدِينَ

Kelime kelime

قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نُرِيدُ
istiyoruz
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
نُرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
أَن
yemeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
نَّأْكُلَ
yeyin
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
نَّأْكُلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
مِنْهَا
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَتَطْمَئِنَّ
ve iyice yatışmasını
Fiil
Kök: طمأن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَطْمَئِنَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
قُلُوبُنَا
kalblerimizin
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَنَعْلَمَ
ve bilmeyi
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَعْلَمَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
أَن
kesinlikle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
قَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
صَدَقْتَنَا
bize doğru söylediğini
Fiil
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
صَدَقْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَنَكُونَ
ve olmayı
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
عَلَيْهَا
buna
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مِنَ
bizzat şahit
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلشَّٰهِدِينَ
şahidlerle
İsim
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّٰهِدِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

"Ondan yemeyi, kalblerimizin kanmasını ve senin bize doğru söylediğini bilmeyi, ona şahid olmayı istiyoruz" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Havâriler: "İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalblerimiz iyice yatışsın, senin bize doğru söylediğini bilelim ve bunu bizzat görenlerden olalım" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar “Ondan yemeyi, kalplerimizin huzur bulmasını, bize doğru söylediğini (kesin olarak) bilmemizi ve ona şahitler olmamızı istiyoruz.” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They said: "We only wish to eat thereof and satisfy our hearts, and to know that thou hast indeed told us the truth; and that we ourselves may be witnesses to the miracle."

A. Yusuf Alipublic-domain

They said, ‘We wish to eat from it; to have our hearts reassured; to know that you have told us the truth; and to be witnesses of it.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(They said:) We wish to eat thereof, that we may satisfy our hearts and know that thou hast spoken truth to us, and that thereof we may be witnesses.

M. Pickthallpublic-domain

They said, "We wish to eat from it and let our hearts be reassured and know that you have been truthful to us and be among its witnesses."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال الحواريون: نريد أن نأكل من المائدة وتسكن قلوبنا لرؤيتها، ونعلم يقينا صدقك في نبوتك، وأن نكون من الشاهدين على هذه الآية أن الله أنزلها حجة له علينا في توحيده وقدرته على ما يشاء، وحجة لك على صدقك في نبوتك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?